top of page
Denemeler


Yaşamak Ve Ölmek
Ölür ise ten ölür Canlar ölesi değil Yunus Yaşamak; canlı olan varlığını, sağ ve sağlıklı olarak sürdürmektir. Yaşamak, bir ömürdür. Yaşamak, süren bir hayattır. Zamana bağlı bir olgudur. Doğumla başlayan ve ölüm olayı ile sona erecek olan hayatın, yani varoluşun bu dünyadaki birincisi aşaması tamamlanmış oluyor. İnsan hayatının bu dünyadaki kısmı bir rüya, bir görüntü, bir vizyon hükmündedir. Bir ışık tayfı gibi bir görünüp sonra kaybolan ve


Vakte Tutunmak
İnsan; var olduğu günden beri hayat denen ince ve uzun, zahmetli ve dikenli bir yolun üzerinde ayaklarıyla yürümektedir. Bu uzun yürüyüşte ilerlerken yere basmak ve gövdesiyle de bir yerlere tutunmak zorundadır. İnsanın bu yürüyüşü, ileriye doğru ve zamana bağlı olarak devam eder. İnsanı, bu yeryüzü yuvarlağında zamana bağlı olarak yürüten bir sahibi elbette vardır. Hem bu vaktin ve hem de bütün vakitlerin sahibi hem içinde yaşadığımız bu mekânın ve hem de bütün mekânların sa


Söylem Ve Eylem
Söylem; bir şeyi telâffuz etmek, söylemek, demek anlamındadır. Eylem; bir şeyi, bir kuramı gerçekleştirme, iş, oluş ve hareket manasında kullanılmaktadır. Eskilerin deyimiyle eylem, bir şeyi kuvveden fiile geçirmek demektir. Kelime olarak fiilin karşılığı olarak da alınabilir. Bu iki sözcüğe bugüne kadar birçok anlam yüklenmiştir. Bu da bu iki kelimenin içeriğinin giderek zenginleşmesini sağlamıştır. Söylem ve eylem kelimelerini tanımlarken hep ‘bir şey’ den söz ettik. Nedir


Sahih Aydın Kimliği
Aydın; kültürlü, bilgili, münevver, fikri etkinliği ağır basan, okuyan ve yazan, düşünen ve konuşan, değerlendirme yetisi gelişmiş insan için kullanılan önemli bir kavramdır. Aydın, aynı zamanda sorumluluk taşıyan kişi anlamına da kullanılmaktadır. Aydın kimseler hayatlarını kol gücüyle değil, daha çok kafa (zihin) emeği ile kazanan insanlardır. Zihinsel faaliyetlerde bulunan insana entelektüel yani aydın denilmektedir. Her ülkenin bir aydın kesiminden söz edilebilir. Bir ülk


Renklerin Simyası
Cisme çarptığı zaman o cismin kazandığı görünüşün gözde uyandırdığı hislerden biri olan Renk, Farsça bir kelime. Işığın terkibinde bulunan çeşitli dalgalardaki ışınların her biri bir renktir. Rengin bir de mecazi anlamı var. Bir şeyin rengi, o şeyin tarzı, sureti, görünüşü anlamındadır. Bir başka manada renk; hile, düzen, desise ve oyun demektir. Siyah veya beyazdan başka rengi olmayan şeye renksiz denilirse de beyaz, asıl renklerin anasıdır ve bünyesinde yedi rengi barındırı


Mahrem
Mahrem deyince aklımıza hemen gizli, sırlı, herkese açık olmayan, herkese söylenmeyen şey, herkese söz akla geliyor. Mahrem; bir şeyi gizleme, sırlamak değil, bir şeyin muhatabından başkasına kapalı olması demektir. Mahremiyette bir cazibe ve aidiyet vardır. Bir şeyin, kutsiyeti, o yerin mahremiyetini de beraberinde getirir. Mahremi sözlük anlamında alırsak haram olan, yasak olan anlamına da gelir. Bir aile reisinin mahremi, kendi ailesi fertleridir. Sır saklanmayan, yakın ki


Bilgi Çağına Doğru
Bilgi edinmenin en kısa yolu, kitap okumaktan geçer. Kitap denilen olgu, herhalde insanoğlunun bulduğu en yarayışlı bir hafıza arşividir. Zira bilgi, kitap denen bir nesnede barınmakta ve saklanmakta, ileri zamanlara taşınabilmektedir. Kitaplar içinde bizim için en değerli ve kutsal olanı hiç şüphesiz Kur’an’dır. Bütün okunan kitaplar, bir bakıma bu eşsiz Kur’an’ın anlaşılması içindir. Bu açık ve anlaşılır olan kitabın ilk ayeti, ‘oku’ emriyle başlamaktadır. Bu manidar bir em


Hür İnsanın Yalnızlığı
Hayat dediğimiz ontolojik gerçeklik, başı ve sonu olan, zamana bağlı ve belli bir mekân içinde yaşanan gerçekliktir. Başı ve sonu bizim tarafımızdan değil, inandığımız ilahi güç tarafından tayin edilmiş insanın varoluşsal gerçeğini, aklı başında olan herkes kabul ediyor ve bu gerçeğe boyun eğiyor. İnsanın; bir yanda hür iradeye sahip bir kimliği ve yapısı var, bir yanda da bu kimliği ile tanınmak, var olmak, yapıp ettiğinde hür olmak ve nihayet ebedi olmak istek ve arzusu va


Etkilenmek
Doğu ve Batı Kültürleri, coğrafi keşifler sonucu yüz yüze gelerek hepsi biri birinden etkilendiler. Önce kadim Yunan düşüncesinin iki klâsiği olan Eflâtun ve Aristo doğu dillerine çevrildi. Sonra doğuda yetişen, Farabi, İbn-i Rüşt, İbn-i Sina gibi bilgin ve düşünce adamları doğunun bu klâsik düşünürlerinden bir hayli etkilendiler. Batıda orta çağ skolastik düşüncesinden sonra meydana gelen Rönesans ve Reform hareketlerinin hazırlayıcıları olan düşünürler de büyük ölçüde yukar


Elit Seçkin Güzide
Yazının başlığı olan üç kelimenin her biri, ilk bakışta üç ayrı konumda ve anlamda olduğu izlenimi veriyorsa da aslında bu üç sözcüğün anlamı birdir. Elit Fransızca, seçkin Türkçe, güzide Farsçadır. Üç ayrı dildeki bu üç kelimenin morfolojik analizine girmeden bu gün dilimizde her üç şekliyle sıkça kullanılan, politik içeriğinden daha çok sosyal içeriği ile öne çıkan yapısından söz etmek istiyorum. Seçkinler; birileri tarafından veya bir kurum tarafından seçilmiş kişiler deği


Eleştiri Üzerine
Eleştiri nedir sorusuna verilecek bütün cevaplarda, eleştirinin formüle edilmiş tam bir tanımını bulmak oldukça güçtür. Eskilerin, 'tenkit' dedikleri şey de bu günkü anlamıyla eleştirinin yerini pek tutmamaktadır. Bizde eleştiri, daha çok 'critique' in karşılığı olarak kullanılmakta ve bu haliyle dışarıdan ve bize sonradan intikal etmiş bir kavram olarak görülmektedir. Nitekim çoğu yazarlarca, geçmiş toplum yapımızın diyalektiğinde tenkidi (eleştirel) bir tavrın olmadığı vars


Çatışma Ve Uzlaşma
İnsanlara gerek ruhsal ve gerekse toplumsal açıdan baktığımızda, onları ya bir uzlaşmanın veya bir çatışmanın içinde bulunduklarını görürüz. İnsan, fert olarak bile zaman zaman kendi kendisiyle ya kavga eder ya da barışır. Fertler için geçerli olan bu olgu, onların meydana getirdikleri topluluklar için de geçerlidir. Tarih boyunca toplumlar, bazen sudan bahanelerle birileriyle çatışarak savaşmışlar, bazen de çok zor şartlarda bile belli süreler içinde bir araya gelerek barışm


Beyaz Adamın Kutusu
3 Şubat 1993’te Balıkesir’deki büromda beni ziyarete gelen ünlü çizgi ustalarımızdan Hasan Aycın, bana Amerika’da yaşayan Kızılderililerin bir hikâyesini anlatmıştı. Bu hikâyede Kızılderililer, beyaz adamların hayatları boyunca kutularda nasıl yaşadıklarına hayret ediyorlardı. Hikâyeyi dinleyince ben de hayret ettim. Kutularda yaşamak nasıl bir şey? Çağdaş insanın bütün bir ömrü gerçekten kutularda geçiyor. Peki nedir bu kutular? Pandora’nın kutusu değil elbet. Düpedüz içinde


Aydın Bilgin Ve Bilge
İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsin Ya nice okumaktır Yunus Aydın; irfan sahibi, okumuş eli kalem tutan, görgülü, bilgili ve ileri düşünceli kimseye denir. Aydının görevi, aydınlatmaktır. Azerbaycan’da aydına ‘ziyalı’ diyorlar. Eskiden bizde aydına münevver derlerdi. (Tenvir eden, aydınlatan anlamında.) Ülke ve toplum sorunları hakkında açıklayıcı bilgiler veren, yeri geldiğinde toplumsal sorunlara çözümler ü


Avam Ve Havas
Yazı bilmem Okuyup yazı bilmem Bu kış da böyle geçti Gelecek yazı bilmem Halk Manisi Avam, sözlük anlamı olarak halk güruhuna denir. Güruh, yani kalabalık. Bu üç kelime, biri birine yakın anlamlar içermekteyse de bugün üçünün de yerini tutacak bir kelime var: Kitle. Avam yerine kitle diyebiliriz. Meselâ kitle kültürü, avam bir kültürdür. Avam Kamarası, İngiltere’de milletvekillerinin oluşturduğu meclisin adıdır. (halk meclisi) Buna k


Yazan Kalem Pas Tutmaz
Bismillahirraḥmaniraḥim Nûn. Ve’l-kalemi ve mâ yesturûn. Nûn. Kaleme ve yazdıklarına ant olsun. Kur’an: 68 / 1 Şanı yüce Allah, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de kalem üzerine ant vermektedir. Bu andı duyan ve bu anda inanan yazarlar, kalemi elden düşürmemekle ve onu iyi kullanmakla yükümlüdürler. Kalem ve onun yazdığı yazı üstüne düşünmelidirler yazı yazanlar. Kalem, güzel yazmak ve güzeli yazmak borcundadır ilkin. Kalem çirkini de çirkinlikleri de yazacaktır kuşkusuz. On


Okumak
İkra bismi rabbikellezi halak. Yaratan Rabinin adıyla oku. Kur'an: 96/1 Niçin okuruz? İnsanlar neden okuma ihtiyacı duyar? Neyi, nerede ve nasıl okuyacağız? Bu ve benzer soruları daha da çoğaltarak kendimize sorabilir ve hemen cevap alabiliriz. Okumak bir ihtiyaçtır çünkü. Yazıya geçirilmiş ve okunmaya değer bir şey varsa ortada, okuyan da bulunacaktır. Olaya bir de kendi kültür ve medeniyetimiz açısından yaklaşmaya çalışalım. Mübin bir kitap olan Kur’an’ın ilk inen ayeti İKR


Yazmak
Yazmak bir ihtiyaçtan doğar. Mal ve hizmet üretimi nasıl ki bir ihtiyaçtan doğuyorsa, yazı yazmanın her çeşidi de bir ihtiyaçtan doğmaktadır. İnsan ihtiyaçları, taleplerinin bir sonucudur. Bir şeye karşı talep doğmuşsa o şey ihtiyaç durumuna gelmiş demektir. Bu taktirde ihtiyacın süratle tatmini ve izalesi gerekir. İhtiyaçların tatmini insan eliyle ve fakat mal ve hizmet üretilerek yapılır. İnsanoğlu bu konumda en önemli faktördür. Çünkü ihtiyaçların asıl sahibi insandır. Bu


Konuşmak
Rabbişrahli sadri ve yesirli emri vehlül ukdeten min lisani. Rabbim; göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz. Kur'an: 20 / 25-27 Konuşmak; bir dilin mevcut kelimeleri ve imkânlarıyla, düşüncelerin seslendirilerek anlatılması olayıdır. Konuşmak, belli bir konudan söz etmektir. Bir başka deyişle konuşmak demek, en büyük ihtiyaçlarımızdan birisinin giderilmesi anlamına gelir. Dilimizin pasının silinmesi, dilimizin açılması ancak konuşmak suretiyle olur. Duygu


Düşünmek
Bende yok sabr-ı sükûn Sende vefadan zerre İki yoktan ne çıkar Fikredelim bir kere NÂBÎ Düşünceyi, varlığımızın bir sebebi olarak gören Descartes’tan bu yana insanoğlu neyi değiştirdi? Ekonomik-insan, alet yapan-insan gibi tanımların yanında asıl düşünen-insan tanımı hiç değişmedi. Uyku hâli hariç insan, her an düşünme eylemiyle birlikte vakit geçirir. İnsanın şuuru açıksa, düşünme eylemi de devam ediyor demektir. Düşünce nedir? Bir sebepten
bottom of page