Avam Ve Havas
- Mehmet Atilla Maraş

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazı bilmem
Okuyup yazı bilmem
Bu kış da böyle geçti
Gelecek yazı bilmem
Halk Manisi
Avam, sözlük anlamı olarak halk güruhuna denir. Güruh, yani kalabalık. Bu üç kelime, biri birine yakın anlamlar içermekteyse de bugün üçünün de yerini tutacak bir kelime var: Kitle. Avam yerine kitle diyebiliriz. Meselâ kitle kültürü, avam bir kültürdür.
Avam Kamarası, İngiltere’de milletvekillerinin oluşturduğu meclisin adıdır. (halk meclisi) Buna karşılık bir de Lordlar Kamarası var. Demek oluyor ki bizde olsun veya başka ülkelerde olsun halkın dışında bir üst sınıf var. Senato, Lordların (yani bizdeki havasın karşılığı) toplandığı meclisin adı. Bizde 1961 Anayasasıyla kurulan TBMM’nin dışında 180 kişilik bir Senato vardı, ancak 1982 Anayasasıyla bu senato ortadan kalktı. Osmanlı’nın son dönemlerinde yani l. ve II. Meşrutiyet dönemlerinde Meclis-i Mebusanın (millet meclisi) yanında bir de bugünkü senatoya karşılık gelen Âyan meclisi vardı.
Lord; İngiltere’de babadan oğula geçen ve bir ailenin ilk erkek kişisine kral tarafından verilen soyluluk unvanıdır. Lortluk, aynı zamanda zenginlik nişanesidir. Havas kelimesi, tam olarak Lord ’un karşılığı değildir. Kendini, halktan üstün ve ayrı sanan kimselere bu havastandır denir. Havas, hasın çoğuludur. Üstün olanlar, üst tabakadan olanlar, okumuş bilgili kimselerdir. Peki Aydınlar havas mıdır? Aydın, yani eskilerin deyimiyle münevver (tenvir eden) havas olmaya özendiği günden beri halktan kopmuştur.
Avam ve havas çatışmasında ilk çatışmayı başlatan havas tabakasıdır. Avamın, bilgi ve görgü yönünden havasa gücü yetmez. Aydın; daha çok, umur görmüş, deneyimli, kültürlü, bu anlamda doğu ve batı kültürünü özümsemiş, okuyan, okuduğunu içine sindirmiş kimselerdir.
Halkla bütünleşmiş aydın tipine en çok ta günümüzde ihtiyaç var. Son iki yüzyıllık kültür tarihimize baktığımızda genellikle aydınların halktan kopuk yaşadığını, içinden çıktığı halkla ters düştüğünü gözlemlemek mümkündür. Onlar halka rağmen halkçılık yapmışlardır. Bizim halkımız, kendi aydınını bulduğu gün onu bağrına basmasını bilecektir.
Aydınlar havasın içinden de avamın içinden de çıkabilir. Çoğunlukla halkın içinden gelen aydınlar, geldiği yeri korumakla beraber içinden çıktığı yeri de inkâr etmemektedir. İçinden çıktığı tabakaya tepeden bakma ve onları hor ve hakir gören sözde aydınlar olduğu gibi bu tabakayı olduğu gibi kabul eden, onların yükselmesi için çaba gösteren aydınlar da vardır. İkincisi, birinciye her zaman tercih edilir. Halk, kendi aydınına kavuştuğu zaman, sözde aydınlardan kurtulmuş olacaktır.
Halk, kültürel açıdan cahil, okuma ve yazma bakımından ümmi dahi olsa, onun bir nitelikli yanı vardır. Buna ‘halk irfanı’ denir. Ben, kendi payıma bu halkın irfanına her zaman itimat etmişimdir. Halkımız okuma, yazma bilmez ama ariftir, irfan sahibidir. Bu ister şehir ahalisi olsun, isterse köy ahalisi olsun bizim toplumda bu böyledir. Kaldı ki okuma ve yazma öğrenmekle gerçek anlamda ne aydın olunuyor, ne de havas.
Bizde mevcut olan eğitim sistemi, boyuna kitle kültürü üretiyor. Bunca eğitim seferberliğine, bunca okula ve bunca üniversiteye rağmen ülkede gerçek aydın sayısı oldukça azdır.
Mevcut eğitim sistemi, halkımızı eğittiği halde onu avam olmaktan bir türlü kurtaramıyor. Bu bağlamda avam ve avamiliği, halktan ve halk irfanından ayırmamız gerekiyor. Halk, hiç bir zaman avam olmadığı gibi, mevcut aydınlarımız da bir şekilde havas olamadı.