top of page

Vakte Tutunmak

  • Yazarın fotoğrafı: Mehmet Atilla Maraş
    Mehmet Atilla Maraş
  • 16 saat önce
  • 2 dakikada okunur

İnsan; var olduğu günden beri hayat denen ince ve uzun, zahmetli ve dikenli bir yolun üzerinde ayaklarıyla yürümektedir. Bu uzun yürüyüşte ilerlerken yere basmak ve gövdesiyle de bir yerlere tutunmak zorundadır. İnsanın bu yürüyüşü, ileriye doğru ve zamana bağlı olarak devam eder.


İnsanı, bu yeryüzü yuvarlağında zamana bağlı olarak yürüten bir sahibi elbette vardır. Hem bu vaktin ve hem de bütün vakitlerin sahibi hem içinde yaşadığımız bu mekânın ve hem de bütün mekânların sahibi bir ve tek olan, ulvi ve yüce olan, öncesiz ve sonrasız olan bir varlıktır. O, görünen ve görünmeyen âlemlerin sahibidir, rabbidir.


Her insanın bir uzun yürüyüşü vardır ve bu onun dünyadaki bir serüvenidir. Vakıa, her insanın kendine ait bir serüveni vardır. Bu serüven vakt ile kayıtlıdır, sınırlıdır. Bir an gelir, vade tamam olur. Zaman geçip gitmeye, dünya dönüp durmaya devam etse bile senin için serüvenin sonu gelmiştir. Vakit tamamdır ve son nefesle birlikte hayat ve varoluş bu mekân için bitmiştir.


Sonrası, bir iman işidir. Zamansız ve mekânsız bir boyutta bekleyen ve sana ait olan, sana özel ruhtur o. 'Sana ruh hakkında sorarlar. De ki: ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.' Kuran: İsra-85 Ruh, can dediğimiz, hayat veren şeydir. Ancak mahiyetini insanın bilemeyeceği, fakat varlığını hissedip kabul edeceği bir cevherdir.


Bir yerlere tutunmak, bir yerlere bağlanmak, aslında bu dünya serüveninde acz içinde olduğunu fark eden insan için kaçınılmaz bir olgudur.


İnsan, koca bir yalnızlıktır. Var olmasına vardır ama o tek ve yalnızdır, kimsesiz ve ıssızdır. Vakte bağlı olarak kendinden çıkmak, kendinden kaçmak ister. Bir yere sığınmak ister. Bu kendinden çıkma isteği iki şekilde gerçekleşir: Birincisi kendini unutmak, varlığının ağırlığı altında ezilmemek için kendini süfli olan birtakım iptilaların pençesine bırakır. İçki, esrar, uyuşturucular kullanarak kendini bir an için, geçici olarak unutur. Bu sekr halidir. Yeniden kendine döndüğünde eğer aklı varsa ve derin düşünüyorsa onu hafakanlar basacaktır. Kurtuluşu, ancak kaçışta ve yok oluşta bulacaktır. İntihar eylemi böyle bir ruh halinde ortaya çıkıyor. İkincisi, Ruhun yücelişidir ki bu, nefisten kaçmak için yukarıya doğru ulvi bir çıkıştır. Ruhun terbiye edilmesi demek olan tasavvuf bir bakıma bu nedenle ortaya çıkmıştır.


Ruh için, bu dünya bir gurbettir. Bedene giren ruh, insanı da garip yapar. Yolcuların bu yolu yürüyebilmesi için deneyimli rehberlere ihtiyaç vardır. İlk insan hem garipti hem de kendi kendisinin rehberiydi. Önderler, Mürseller insanlık tarihi boyunca hiç eksilmedi. Yol göstericiler, emin ve dost insanlardı.


Bir yere, bir yol göstericiye bağlanmak inanan insanı rahatlatmaktadır. Bir yerlere tutunarak yürüyen insan düşmekten kurtulur. Düşmekten kurtulan insan, bu serüveni, bu uzun ve meşakkatli yürüyüşü başarıyla tamamlar. Bu yolculukta yol gösterici yoksa, yalnız başına kalan insan yol yürürken çok yorulacaktır.


Hür insan, bu yolda nasıl yürüneceğine yine kendi hür iradesiyle karar verecektir.


Meraklısı için birkaç aforizmalar:


Yola çıkanlar için gün ışımıştır.

Tutunmak isteyenler için dal çoktur.

İnsanlar, hiç farkına varmadan vakte tutunarak yol alırlar.

Yol göstericiler, her vakit güzergâhlarda beklerler.

Hayat, hizmet etmek için verilmiş bir mühlettir.

Arayan bulur, tutunan düşmekten kurtulur.

bottom of page