top of page

Filistin Soykırımı ve Gazze ile İlgili Soruşturma ‘ya Cevap

  • 17 Şub
  • 2 dakikada okunur

Filistin'de sekiz aydan beri yaşanan ve kırk bin insanın ölümüne neden olan soykırım ve vahşet, bize bir cümle ile "insanlığın" bittiğini söylüyor.


İnsanlığın yüce değerleri olan vicdan, merhamet, adalet gibi kavramların bittiğini, gücü ve imkânı ele geçirenin diğer güçsüz ve imkânı sınırlı olan insanlara, acımasızca hükmettiğini, gerekirse insan öldürücü, gelişmiş silahlar kullanarak kitleleri yok edebileceğini gösteriyor.


Emperyalist ABD ve ortaklarının, Ortadoğu'daki bir ileri 'karakol'u olan İsrail Devleti'ne destek vermeleri, kurmak istedikleri ‘Dünya Devleti'nin ipuçlarını vermektedir.


Bütün bu olup bitenler, insanları kitleler halinde yok eden silahların üretilmesi ve güçsüz kitleler üzerinde denenmesini, nihayet bir Siyonist-Yahudi Dünya Devleti ve hükümranlığının kurulmasına zemin hazırladığını gösteriyor.


Sekiz aydan beri aralıksız devam eden Filistin'e yönelik bu acımasız "soykırım" karşısında, dünya insanlığının ve gençliğinin ayağa kalkmasını, bu insanlık suçu işleyen İsrail'e karşı bir tavır ve bir tutum sergilemesine karşılık, okur-yazarların,Türk aydın ve sanatçılarının,Türk Akademisyenlerinin, oldukça pasif ve işlevsiz kaldığını, sesinin olabildiğince cılız çıktığını ve her nedense bir şeylerden korkmakta olduğunu maalesef yaşayarak görebiliyoruz. Batılılar kadar ciddi bir eylem ve tavır sergileyemediklerini gözlemleyebiliyoruz. Bu sessiz ve duyarsız kalış hiç de hayra alamet değildir.


Bir başkaldırı gerçekleştiremedikleri gibi, bir 'isyan ahlakı' oluşturamadıkları da ortadadır. Demek ki, insanî yanlarımız bir şekilde dumura uğramış, uğratılmıştır. Demek ki, bağımsız düşünmekten ziyade bağımsız bir toplum da değiliz. Bizler de bir şekilde Emperyalist hegemonyanın susturulmuş, korkutulmuş, sindirilmiş ve pasifize edilmiş bir toplumu olduğumuzu bize ihtar ediyor.


Oysa batılı aydın ve sanatçıların tutumu ve tavır alışları bizimkiler gibi değil. Onlar henüz insanlıklarını, vicdanlarını kaybetmedikleri için bu insanlık dramı karşısında başkaldırı ve isyan ahlakını kuşanabiliyorlar. Sözde bizim toplumun aydınları 'Müslüman', onlarınkiler ise değil.


Filistinlilerin bu soykırım karşısında yiğitçe direnişlerini, Müslümanların uyanışına dirilişine ve birlik oluşturmalarına bir katkı sunacak mıdır? Benim kanaatim inşallah ama sunamayacakları yönündedir. 'İslam Birliği'nin gerçekleşmesi, mümkün ama oldukça zordur. Ancak Birliğin gerçekleşmesi, İslam inancının kaynaklarına inmek ve yeniden kitaba (Kur'an) dönmekle olacaktır.


7 Ekim’den bu yana Türkiye'de siyasal iktidar, bu konuda bir 'siyasal irade' ortaya koyamamıştır. Hamas ve direniş hareketi, İslam'ın haysiyetini temsil etmektedir Bu gün Gazze'de bir bağımsızlık mücadelesi veriliyor. Bu direniş hareketine maalesef Türk ve Arap dünyası romantik bir tepki vermekten öteye gidememiştir. Bu direniş hareketine tam bir destek vermekten uzak durmuşlardır. ABD'ye ve NATO'ya bağlı ve bağımlı oluşları nedeniyle Kudüs, Filistin ve Gazze'yi bir iç siyaset malzemesi haline getirmişlerdir.


Arap ve Türk Dünyası, kendi bağımsızlıklarını tam olarak tamamlayamamışlardır. Bu ülkeler, Türkiye de dahil ABD ve NATO'ya ev sahipliği yapmaktadır. NATO'nun onlarca üssü, bu ülkelerin toprakları üstünde konuşlanmıştır. Bu ve benzeri yapısal sorunlar çözülmedikçe,Türk ve Arap dünyası ülkeleri bağımsız birer devlet haline gelmedikleri sürece Filistin davasına tam ve yeterli desteği veremeyeceklerdir.

bottom of page