top of page

Yazmak

  • Yazarın fotoğrafı: Mehmet Atilla Maraş
    Mehmet Atilla Maraş
  • 7 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Yazmak bir ihtiyaçtan doğar. Mal ve hizmet üretimi nasıl ki bir ihtiyaçtan doğuyorsa, yazı yazmanın her çeşidi de bir ihtiyaçtan doğmaktadır. İnsan ihtiyaçları, taleplerinin bir sonucudur. Bir şeye karşı talep doğmuşsa o şey ihtiyaç durumuna gelmiş demektir. Bu taktirde ihtiyacın süratle tatmini ve izalesi gerekir. İhtiyaçların tatmini insan eliyle ve fakat mal ve hizmet üretilerek yapılır. İnsanoğlu bu konumda en önemli faktördür. Çünkü ihtiyaçların asıl sahibi insandır. Bu ihtiyaçları giderecek olan da nihayet insanın kendi yapıp ettikleridir.


Ekonominin bazı kavramlarıyla yazmak eylemi arasında ne gibi bir ilişki var ki yazıma başlarken yazı yazmanın bir ihtiyaçtan kaynaklandığını belirttim? Ya da yazı yazmak neden bir ekonomik faaliyet olarak değerlendiriliyor diye düşünebilirsiniz.


Yazı yazmak eğer bir ihtiyaçtan kaynaklanıyorsa, bir üretim faaliyeti haline geliyor demektir. Her üretilen şeyin, peşinen tüketileceği varsayılarak yazılan yazıların da okuyucular için, onlar tarafından okunup tüketilecektir diyebiliriz Bu faaliyet bu yanıyla ekonomik bir faaliyet olur. Bir farkla ki her üretilen şey, insanlar tarafından tüketilerek yok edilir. Ancak yazı öyle değildir. Tam tersi, yazı okunarak tüketilir gibi görünse bile o yenilen, içilen bir meta olmadığı için kalıcıdır. Tükenmez. Bunun için 'Söz uçar, yazı kalır.' demişler.


Söz ve düşüncenin kalıplanarak yazıya dönüşmesi, beyaz kâğıda geçirilmesi sonucu, kalıcı bir kimliğe bürünür, giderek bir belge olma özelliği kazanır. Asıl yazının önemi, kalıcı oluşundandır.


Yazı, söz ve düşüncenin somutlaşmış bir ifade biçimidir. Yani fikirlerin, müşahhas suretleridir.


Bir başka ifadeyle yazı; duygu ve düşüncelerimizin, hayallerimizin, rüyalarımızın, tasavvurlarımızın gözle görülür ve elle tutulur hale gelmesinin maddi bir ifadesidir.


Yazı yazmak, elbette ki bir fantezi, bir oyun değildir. Kalıcı özelliği olan ve bir emeğin karşılığı olarak üretilen yazının bir değerinin olması, onu bir oyun olmaktan çıkarıyor. Ona bir mertebe, bir yücelik kazandırıyor. Bu açıdan bakıldığında yazı yazmak; yüce ve itibari bir eylemdir. Hayatta kendi payıma bir insan için şu dört eylemden daha değerli bir şey görmemekteyim : Okumak, yazmak, susmak (düşünmek) ve konuşmak... İnsanoğlu bu dört şeyle vardır. Yazı ise yaşamanın doğal bir yansımasıdır. Yazı, varoluşun ta kendisidir.



bottom of page