Mehmet Atilla Maraş şiirlerindeki tema, işlediği konular ve bu konulara yaklaşımı itibariyle ‘Yeni İslamcı Akım’ içerisinde değerlendirmesi gereken bir şairdir. “Yeni İslamcı Akım” şairleri gibi dünyanın sömürücü güçlerini ve emperyalistleri lanetlemesi, şiirlerinde Batı ve Batı emperyalizmine karşı direnenlere yer vermesi, geleceğe umutla ve iyimserlikle bakması onun toplumcu gerçekçi şiirin etkisinde kaldığını gösterir. Ancak İslami duyarlılıkla hareket etmesi ve referans kaynaklarını Kur’an-ı Kerim’de bulması yönüyle bu şiir anlayışından kesin çizgilerle ayrılır.
Hayatı özellikle çocukluk yılları, şiirlerine ayrıntılı bir şekilde yansıdığı için şiirlerinin çözümlenmesinde kilit bir öneme sahiptir. Doğup büyüdüğü coğrafya yani Urfa ve yöresinin sosyal yaşantısına, kültürel, tarihî izlerine de şiirlerinde rastlamak mümkündür. “Yeni İslamcı Akım” şairlerinde olduğu gibi halkın kültürel birikimini, öz değerlerini şiirlerinde yansıtmıştır. Çocukluk yılları ve o yılların Urfa’sı, onun şiirlerini üzerine yazdığı bir fon olmuş, şair tarafından özlemle yâd edilmiştir.
İlkokul öğretmeninin kişisel gelişim dosyasına düştüğü “Oyunlarda baş olmak ister.” notuyla tespit ettiği gibi toplum içerisinde öne çıkmayı seven Maraş, bu kişisel yapısı sayesinde çevresindeki olumsuzlukları düzeltebileceği inancıyla hareket etmiş ve şiiri de bu amaçla kullanmıştır.
İlk şiirlerini Şafak, Nabi vb. yöresel dergi ve gazetelerde yayımlayan Maraş, bu şiirlerinden bazılarına (haksız eleştiriler alabileceğini düşüncesi ve mükemmeliyetçi şiir anlayışından dolayı) kitaplarında yer vermemiştir. Son dönemde yazdığı bazı şiirlerini ise yine gelebilecek tepkilerden dolayı yayımlamamıştır.
Eserleri, devrin toplumsal ve siyasal özelliklerini yansıtır. İlk şiir kitabı Doğudan Batıdan Orta Doğudan ’da başlayan yoğun siyasi içerik, ikinci şiir kitabından sonra azalırken 2000’li yıllarda tekrar belirginleşir. İçerikteki bu değişimlerde şiirlerin yazıldığı dönemlerdeki siyasî atmosfer (12 Eylül sonrası apolitizasyon ve Ak Parti iktidarı) etkili olmuş ve onun şiiri üzerinde belirleyici olmuştur. Maraş; kitaplarında, yazılarında ve konuşmalarında poetik görüşlerini şiir, şair ve okuyucu ekseninde açıklamıştır. Poetikasının oluşumunda Sezai Karakoç’un “Pergünt Üçgeni”, “Pergünt Piramidi” ve “Pergünt Heykeli” yazılarındaki esaslar etkili olmuştur. Aynı zamanda şairimizin poetikası Sezai Karakoç’un poetikasıyla birçok yönden kesişmiştir. Poetikasının sınırları ve ilkelerini, Sezai Karakoç’ta olduğu gibi dünya görüşü tarafından şekillendiren şair; kendini ezilenin, onuru çiğnenenin yanında konumlandırmıştır. Müslümanların kardeş olduğunu ve şiirin zulme maruz kalanların sesi olduğunu düşünen Maraş şiirlerinde İslam ülkelerinde yaşanan ve kendisinde derin izler bırakan olayları dile getirmiştir. Bu şiirler aynı zamanda ‘Yeni İslamcı Akım’ın İslam ülkeleri ve özellikle Orta Doğu ile kopan bağları onarma girişimi olarak da değerlendirilebilir.
Uzun yıllar şiirlerini yayımladığı Mavera dergisi dil tartışmaları bağlamında geleneksel muhafazakâr tutumdan ayrışırken Mehmet Atilla Maraş’ın muhafazakâr dil anlayışı Mavera dergisinin dil anlayışından farklılık gösterir.
Şiirlerinin içeriği konu ve tema bakımından ‘Yeni İslamcı Akım’ın özelliklerini gösterir. Şiirlerine, İslam dünyası ve Orta Doğu kan ve gözyaşı olarak yansımış ve bazı şiirleriyle çağına tanıklık ederek tarihe not düşmüştür. Aynı zamanda bu şiirlerde zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenin yanında kendini konumlandıran sorumluluk sahibi bir şairin haykırışlarına da şahit oluruz. Bu yönüyle Maraş, dünya görüşünün çizdiği sınırlar içerisinde kalarak; poetik görüşlerini yansıtan yazılarındaki, konuşmalarındaki, şiirlerindeki fikirlerle uyumlu şiirler yazmış, poetikasıyla yazdıkları örtüşmüştür.
Şiirlerinde “Yeni İslamcı Akım’ın bir özelliği olarak Batı karşıtlığı görülür. Oksidental bir bakış açısıyla Batıyı ötekileştirmiş ve yeniden yazıp, kurgulamıştır. Batı karşısında olumsuz bir tavır takınan şair, Orta Doğu’da yaşananlardan Batı’yı sorumlu tutmuştur. Ancak bu durum karşısında Müslümanları ve Müslüman ülkeleri suçlamamış, onları sorumlu tutmamış, onları pasif olarak tanımlamıştır.
İslami düşüncesi, poetikasını belirlediği gibi şiirlerindeki konu ve temayı da belirlemiştir. Her şairin işlediği aşk, kadın vb. konuları ele almasına rağmen İslami düşüncenin belirlediği çerçeve içerisinde hareket ederek müstehcen ve bayağı olandan kaçınmış, şiirlerinin okuyucu üzerinde bırakacağı olumsuz izlenimlerden sakınmıştır. Garip şiirinin bayağılaştırdığı aşk, kadın gibi konularda geleneksel şiirimizden hareket ederek bu konulara eski şiirimizdeki gibi değer katmıştır. Toplumsal olandan kendini soyutlamamış şiirlerinde bireysel konuların yanında toplumsal konu ve temalara da yer vermiştir. Bazı şiirlerinde ise dönemine ayna tutarak şiirleriyle zamanının şahidi olmuştur. Değer verdiği ya da sevdiği birçok şair hakkında portre şiirler de yazmış, bu şiirler vasıtasıyla onların kişilikleri ve edebî yönleriyle ilgili fikirlerini ortaya koymuştur.
Şiirlerinde daha öncede belirttiğimiz gibi Sezai Karakoç’un tesiri görülür. Onun gibi kendine kaynak olarak Kur’an-ı Kerim’i ve hadisleri seçmiş (‘Yeni İslamcı Akım’ın da bir özelliği olarak), şiirlerinde bunlara atıflarda bulunmuştur. Karakoç’un diriliş düşüncesinden yola çıkarak; günümüzde İslam coğrafyasının içinde bulunduğu durumu Kur’an-ı Kerim açısından Hz. İbrahim kıssasından hareketle yorumlamış ve bu coğrafyanın Hz. İbrahim kıssasında olduğu gibi “gül bahçesine” döneceği inancıyla (Hz. İbrahim Doğu’yu aynı zamanda ruhu temsil ederken Nemrut Batı’yı yani maddeyi sembolize eder.) şiirler yazmıştır.
Stilistik açısından şiirleri değerlendirildiğinde kayıt altına girmeyi sevmeyen şairin şiirlerini serbest tarzda yazdığı görülmektedir. Ancak bazı şiirlerinde halk ve divan şiirine ait nazım türlerinin özellikleri görülür. Kısa cümle ve dizeleri, kırık mısraları tercih etmiş bunlar arasındaki bağlantıyı sağlamak için anjanbımandan yararlanmıştır. Bu özellikler (halk ve divan şiirine ait nazım türlerine yönelme ama serbest tarzda şiirler yazma) aynı zamanda ‘Yeni İslamcı Akım’ın bir özelliğidir.
Şiirlerinde yer yer hece ölçüsünden yaralanma isteği görülse de ölçülü şiirden uzak durmuştur. Ahenge verdiği değerden şiirlerinde asonans, aliterasyon, kafiye, redif ve yinelemelerden faydalanmıştır. Fakat bunları düzenli bir şekilde kullanmamıştır. Özellikle redif ve kafiyeleri sistematik değildir, bunlar şiirde ritmi sağlasa da herhangi bir edebî türün özelliklerini tam olarak yansıtmaz.
Beyit, dörtlük, bent gibi nazım birimlerini kullansa da yine şiirlerinin genelinde herhangi bir nazım şeklinin tür özellikleri tamamen görülmez. Bu nazım birimlerini birlikte kullandığı şiirleri de vardır. Nazmı nesre yaklaştırmış hatta bazı şiirlerini mensur olarak kaleme almıştır. Çoğu şiirinde mısraları bir cümle oluşturacak şekilde kurmuştur.
İlk şiirlerinden bu yana yazdığı “kısa şiir” tarzını günümüzde yazdığı şiirlerinde de devam ettirmiştir. Yoğun anlatımın hâkim olduğu, Nabi’nin hikemi tarzını anımsatan bu kısa şiirler Maraş’ın şiirinin en önemli biçim özelliklerindendir. Bu şiirler aynı zamanda tahkiyeli anlatım, zaman, mekân gibi unsurlar bakımından “küçürek öykü” özelliği de gösterir.
Dil:
Maraş, farklı imge türlerini kullanmasına rağmen şiirlerinde son derece açık ve yalın bir dil kullanmıştır. Onun kullandığı imgeler somut durumlar ya da nesneler arasında benzetme ve istiareye dayalıdır. Bu yönüyle, poetik olarak açık anlaşılır şiirden yana olup İkinci Yeni’yi soyutluğu yönüyle eleştiren şair, düşünce ve uygulamamalarında tutarlılık göstermiştir. Devrik cümleler kullanarak önem verdiği ve vurgulamak istediği bazı ögeleri önceleyerek dikkat çekmeye çalışmıştır. Koşutluk, zıtlık, kapsamlayış, eksiltme, kısıtlama, abartma, biçimsel, anlamsal, ses bilgisel vb. öncelemelerle de vurgulamak istediği kelimeyi ya da kelime grubunu önceler.
Nesnelerin ayırt edici özeliklerini ve ayrıntılarını verme isteğinden dolayı sık sık sıfatları kullanmıştır. Kelime dünyası dönemin koşullarından etkilenmiştir. Aynı konuyu ele aldığı farklı dönemlerde yazılmış şiirlerinin kelime kadrolarında farklılıklar göstermiştir. Yer yer argo sözcüklerden de yararlanmış, özellikle mizahî şiirlerinde argo sözcükleri yoğun olarak kullanmıştır.
Lirizm:
Şair şiirde gelenekten faydalanılması gerektiğini düşündüğü için divan şiirinin nazım biriminden nazım türüne kadar birçok özelliğinden ustalıkla faydalanmıştır. Bu yaralanma onun beyitlerle kurduğu nazım şekillerinde somutlaşırken kelime kadrosuna da mazmunlar şeklinde yansımıştır. Bu yönüyle de ‘Yeni İslamcı Akım’ın bir diğer özelliğini yansıtır. Sevdiği şairlerden, kendisi için önem atfeden şarkılardan, dildeki kalıplaşmış sözcüklerden vb. yaptığı aktarmalarla şiirlerinin anlamını kuvvetlendirmiş ve farklı göndermelerde bulunmuştur.
Şiirlerinde belirgin bir lirizm görülen Maraş, sadece bireysel konuları işlediği şiirlerinde değil toplumsal konulara değindiği şiirlerinde de lirizmden yaralanır. Sevgi, özlem, gurbet, yalnızlık, ölüm temalarının “ben ”ine yansımalarını ister bireysel ister toplumsal olsun şiirlerinde coşkulu bir şekilde dışa vurur. Özellikle Orta Doğu’daki vahşete değindiği şiirlerinde lirizmi zirveye çıkararak lirik şiirin toplumdan uzak olduğu anlayışını da yıkar.
Maraş mizahi anlatımdan da yararlanmıştır. Toplumsal aksaklıklar, yozlaşmışlıklar ve olumsuzluklar karşısında “bahaneci” olmayan mizacının sonucu olarak kendisini rahatsız eden birçok olay, durum ve kişi hakkında mizahi üslubun hâkim olduğu şiirler yazarak bu olumsuzlukların düzeltilebileceği inancını ortaya koymuştur. Ayrıca Maraş mizah konusu yaptığı kişilerin mısralarını, meşhur sözlerini karikatürize ederek mizahın onları her yönüyle sarmasını ister.
Tahkiye:
Tahkiye onun üslubunun vazgeçilmezidir. Hatta bazı şiirlerinde daha önce de belirttiğimiz gibi küçürek öykünün özelliklerini görmek mümkündür. Tahkiyeli anlatımın hâkim olduğu şiirlerinde mısraları anjanbımanla birbirine bağlamış, tasvirleri çağrışım sağlamak ve göndermelerde bulunmak için işlevsel kullanmıştır. Bu aynı zamanda onun üslubun bir diğer özelliğidir. Maraş, çağrışımlar ve göndermelerle anlamı zenginleştirip okuyucuyu yorumlarıyla şiirin anlamlandırılma sürecine dâhil eder. Kur’an-ı Kerim’e ve herkes tarafından bilinen kıssalara göndermelerde bulunarak anlam zenginliğini artırır. (‘Yeni İslamcı Akım’ın bir özelliği olarak) Bu gönderme ve çağrışımlar onun okuyucusunu da seçtiğini belli bir kültür düzeyine sahip okuyuculara hitap ettiğini gösterir.
Anlatım:
Şiirlerinde dilde tasarrufa giderek gereksiz tekrarlardan kaçınmıştır. Parantez içi kullanımlar ve farklı anlamlar taşıyan kelimelerle çokanlamlılığı yakalamış ve şiirin anlamlandırılma sürecinde eksiltili ifadelerle de okuyucuyu şiirin anlamlandırma sürecine dâhil etmiştir. Şairin sıklıkla benzer ifadeleri dize başlarında ve dize sonlarında yinelemesi şairin yinelemeleri, şiire verdiği ahengin yanı sıra önceleyerek dikkat çekme isteğini gösterir.
Şiirlerinde anlamı ve söyleyişi tamamlayan sapmalar onun şiirinin yapısal bir unsurudur. Dilde bulunmayan yeni sözcük ve anlatım biçimleriyle oluşturduğu sapmalarla dilin olağan kullanım kurallarını yıkar ve farklı çağrışım alanları oluşturur. Bunlarla da şiirlerine anlamsal zenginlik katar.
Az sözcükle çok şey anlatma çabasından dolayı ödünç metinlere müdahale bulunur. Deyimler, atasözleri, herkes tarafından bilinen sözler ve mısralar üzerinde değişiklikler yaparak bunları kendine mal eder ve böylelikle şiirde farklı anlam katmanları oluşturur.
Koşutluklardan yararlanarak oluşturduğu simetrik kalıpların içini farklı anlamlarla doldurarak şiirler yazdığı da olur. Bu Maraş’ın şiirlerinde ahenge verdiği önemin yanı sıra estetik kaygıyla bilinçli olarak şiir üzerinde yaptığı yoğun çalışmaları göstermesi açısından önemlidir.
Mükemmeliyet:
Kolay beğenmeyen, şiirleri üzerinde titizlikle çalışan Maraş da mükemmele ulaşma arzusu onun şiirleri üzerinde sık sık değişiklikler yapmasına neden olmuştur (jönez). Şiirlerinin dergilerdeki ilk yayımlarıyla kitaplardaki ilk baskıları karşılaştırıldığında daha bariz görülen bu değişiklikleri kelimelerde, mısralarda hatta şiir isimlerinde yapmıştır. Bu onun şiirlerinin hiç bitmeyen titiz bir çalışmanın sonucu yazıldığını gösterir.
Maraş’ın şiirleri tespitlerimizde belirttiğimiz bu özelliklerinden dolayı sadece geleneksel yöntemlerle değil yeni bir alan olan stilistikten de yararlanarak incelenmelidir. Üslubun içerikten bağımsız olarak incelenemeyeceği düşünüldüğünde, deyiş bilimi incelememiz sonucundaki tespitlerimiz Mehmet Atilla Maraş’ın şiirlerinin içeriğindeki konu ve tema, mensup olduğu grupla bağlarını gösterse de “duyuş” farkı, yapı ve dil kullanımları onun üslubunun özgün taraflarını gösterir.