Anlaşılır bir gün şiir
Çoğu gitti azı kaldı
Ekmek gibi azizleşir
Çoğu gitti azı kaldı
Necip Fazıl
Şiirdeki cazibe gücünü çekip alırsanız geriye sadece nesir kalır. Okuyucusunu cezb etmeyen ve her nasılsa adına şiir denmiş yazılar için harcanmış bir emek boşa gitmiş bir emektir. Şiir bizi ruh ve beden olarak kendine doğru çekmedikçe o metne şiir diye bakmamız mümkün değildir. Bir şiir okunurken kelimeler ve mısralar peş peşe bir ırmak olup akmıyorsa o şiirde şiiriyet aramak beyhude bir iştir.
Çoğu zaman pek çok şairin birçok şiirinin anlaşılmadığından yakınılır. Şiirde gizliliği, gizemi, müphem duruşu, kelime oyunlarına başvurarak daha da karartmak yanlış bir tutumdur.
Şiir kültürümüz bize bir şiiri okuyup anlamamızda önemli derecede yardımcı olur. Bu açıdan bir şiir okuyucusunda asgari bir şiir kültürü aramak, her şairde önemli bir beklenti oluşturmuştur. Ünlü bir şair diyor ki: ‘Biz bir şiirdeki güzelliğin nerede gizli olduğunu anlarsak artık o şiiri ikinci bir okuyuşta eskisi gibi güzel bulamayız’. Bu nedenle bir şiirin estetik analizine girişmek onun sır olan yanlarını arayıp bulmaya çalışmak boşuna bir çabadır. Önemli olan o büyülü etkiyi duyup yaşamaktır. ‘Anlamadım ama çok hoşlandım.’ ‘Anladım ama bilmem nasıl açıklamalıyım’? Güzel ve etkili bir şiir karşısında normal bir okuyucunun en saf itirafı budur.
Bir gün, yüksek okulda öğrenci olan ve şiiri çok sevdiğini söyleyen birine uzunca bir şiirimi okudum. Bana itirafı şu oldu. ‘Daha önce bu şiirinizi okumuş, pek tat almadığım gibi pek bir şeyde anlamamıştım. Ancak şimdi sizin ağzınızdan ve sizin yorumunuzla okununca bu şiiri yine anlamadım ama çok haz duyduğumu söyleyebilirim.’ Bu demektir ki bir şiiri yazmak kadar onu okumakta başlı başına bir iştir.
Şiir; her şeye rağmen sestir, musikidir, duygudur, imgedir. Anlamlar yumağıdır. Ama şiiri bir çeşit çerez olarak görenler, şiir sanatının ne olduğunu henüz anlamamış olanlardır.