top of page

Dün olduğu gibi bugün de şairlere ait şiir anlayışları çok çeşitli olduğundan her anlayış sahibi şairi tek tek değerlendirmek oldukça güç bir iştir. Denilebilir ki her şair sayısı kadar şiir anlayışı vardır. Bir genellemeyle biri birine yakın duran anlayışları bir araya getirip sayılarını azaltmak mümkündür. Bu taktirde şiir anlayışları biri birine yakın şairlerin, zaman içinde kendi dönemlerine ait bir şiir hareketi meydana getirdikleri, bunlara şiir akımları denildiğini biliyoruz.


Şiir anlayışları, kesin ve keskin sınır çizgileriyle biri birinden ayrılır demek yanlıştır. Genelde her şairin şiir sanatına bakışı ortak çizgiler taşır. Ancak şairlerin dünya görüşlerinin farklılığı, eşya ve olayları farklı algılama ve yorumlamalarından ötürü şiir anlayışları da farklı olur. Ayrıca buna şairlerin çevre ve yetişme tarzlarının, mizaçlarının, kültürel formasyonlarının ve özellikle zevklerinin farklı oluşu sebebiyle şiir sanatına yaklaşımları da farklı olur. Bu durum, bir bakıma onların şiir üsluplarının oluşmasında ve şair kimliklerinin gelişip bağımsızlığa kavuşmasında etkin bir rol oynar.


Şiir anlayışları şairden şaire değiştiği gibi çağdan çağa da değişir. Kadim şiirimiz olan divan şiirinin ortak karakter ve özelikleri, mana ve mazmunları bütün divan şairlerince benimsenmiş olduğundan divan şairlerinin genelde ortak bir şiir anlayışları vardır. Divan şiiri, İslâm medeniyetinin etkisi altında gelişmiş olduğundan bu dönemin şairlerinin dünya görüşleri şiir anlayışlarına da yansımıştır. Büyük divan şairi Fuzuli, Farsça Divan’ının mukaddimesinde şiire ait görüşlerini açıklamıştır.


Tanzimat’la birlikte batıya açılan şairler, bir yandan yerli şiir anlayışlarına bağlı kalırken öbür yandan batıdaki şiir anlayışlarını da benimseyerek şiirler yazmışlardır. Bu dönemin sosyal ve siyasal şartları büyük ölçüde dönemin şiirini de etkilemiştir. Bu dönemin şairlerinden Ziya Paşa’nın ‘Şiir ve İnşa’ adlı yazısı, onun şiir anlayışını yansıtmaktadır. Paşa, şiir için mutlaka bir altyapının gerekli olduğunu, Harabat Mukaddimesinde savunmuştur.


Şiir anlayışı bakımından bize yazılı vesika bırakan ikinci bir şair Ahmet Haşim’dir. Haşim, Piyale adlı şiir kitabının önsözünde kendi şiir anlayışını ortaya koyar. Şiire Servet-i Fünun’da başlayan Haşim, hayatı boyunca sosyal ve siyasal meselelerin dışında kalarak saf şiiri yakalama endişesi taşımıştır. Fransız sembolizminden yola çıkarak bizde sembolist şairlerin başında yer aldı. Saf ve rafine şiirin büyüsünü içinde taşıyan şiirler yazdı.


Şiir anlayışını yazılı metin olarak bırakan bir başka şairimiz Orhan Veli’dir. Orhan Veli’nin, İki arkadaşıyla birlikte ortaklaşa yayınladığı Garip adlı şiir kitabının önsözü, bir şiir manifestosu niteliğindedir ve bu şairlerin şiir anlayışlarını yansıtmaktadır. Bu anlayış, daha sonra ‘Garip Şiir Akımı’ olarak (Birinci Yeni Şiiri ) şiir tarihimizde yerini alacaktır.


Bu akım; şiirde ölçü ve kafiyeye karşı çıkıyor, küçük insanlar ve gündelik şeyler üzerine de şiirler yazılabileceğini savunuyor, şairanelik nitelemesiyle de geleneksel şiirimizi suçluyordu. Şairanelik ile şiiriyet arasındaki farkı görmezlikten geliyordu.


Şiir anlayışını yazılı olarak ortaya koyan bir başka şairimiz Necip Fazıl Kısakürek’tir. Çile adlı şiir kitabının sonuna eklediği Poetikasında şiire ilişkin bütün görüşlerini, şiir anlayışını geniş bir şekilde izah etmiştir. Necip Fazıl’a göre sanat ve şiir, Mutlak hakikati arama işidir.


Şiir anlayışı hakkında yazı yazan bir başka şair Sezai Karakoç’tur. Karakoç şair ve şiire ilişkin görüşlerini “Edebiyat Yazıları” adlı kitabında oldukça geniş bir şekilde açıklamıştır. Onun “Pergünt Üçgeni”, “Pergünt Piramidi” ve Pergünt Heykeli” başlıklı yazılarında şiir anlayışını kapsamlı bir şekilde izah etmiştir.


Şiire ait yazılarını ‘Şiir Okuma Kılavuzu’ adlı kitapta toplayan bir şairimiz de İsmet Özel’dir.


Özel bu kitabında şiir anlayışını ortaya koyan önemli yazılar yazmıştır. Yukarda adı geçen şairlerimizin dışında şiire ait görüşlerini yazılı birer metin haline getirip ya müstakil olarak ya da şiir kitaplarının sonuna ekleyerek yayınlayan başka şairler de vardır. Bu şairlerin başında A. Hamdi Tanpınar, Asaf Halet Çelebi, Kaya Bilgegil ve günümüzün yaşayan şairlerinden Hilmi Yavuz’u sayabiliriz.


Bütün bu şairlerin poetik görüşlerini içeren ve inceleyen bir kitap var.  Prof. Dr. Orhan Okay’ın yazdığı bir kitap. Adı: Poetika Dersleri. Ekim 2011 yılında İstanbul, Dergâh yayınları arasında çıktı. Bugüne kadar 9. baskısı yapıldı.

bottom of page