top of page

Zihin Haritamız

  • Yazarın fotoğrafı: Mehmet Atilla Maraş
    Mehmet Atilla Maraş
  • 6 Tem 2025
  • 7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 14 Ara 2025

Önce söze, ‘Bismillah’ diyerek başlayalım. Yunus diyor ki:


Söz ola kese başı

Söz ola kestire savaşı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ede bir söz


Kendimi şöyle bir yokladım ne var bende, zihnimde, söz dağarcığımda, hafızamda,

belleğimde? Bir yığın söz, kavram, mefhum, terim, isim. Onları şöyle bir sıraya koyayım ama

önce nerden başlamalıyım?


Madem sözle başladık devam edelim. Önce birtakım sorular sorayım. Sorunlar çıksın ortaya

ki, üzerinde tartışalım, konuşalım, sohbet edelim diyorum.


Mesela; İlim, Kültür, Sanat, Hak, Hukuk, Adalet. Ya da: Şair, Şiir, Şuur. Etik, Estetik. Tanımak,

Bilmek, Merak etmek. Olgu ve olay, zor ve kolay olan nedir? Yerel, Ulusal, Evrensel olan

nedir? En önemlisi Özgürlük nedir? uğruna ne savaşlar yapılmış bu sihirli kavram için. Şair ne

diyor albenisi olan Hürriyet kelimesi için:


Ne efsunkâr immişsin ey didarı Hürriyet

Esiri aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten

Namık Kemal


Medeniyet, Marifet, Hakikat. Medeniyeti; Uygarlık veya Ümran diye de okuyabiliriz. Marifet,

iltifata tabidir. Malum, rağbet görmeyen mal zayidir. Bir şairin amacı ne olabilir? Meselâ

marifetini, sanatını göstermek olabilir mi? Her insan gibi şair de tanınmak, bilinmek ister ve

merak eder. Merak, önemlidir çünkü. Peki ya merak nedir?


Esat Erbili Efendi, bir gün Erbil'in bir caddesinde yürüyormuş. Bir adamda onunla tanışmak

istiyormuş. Adam aynı caddede rastladığı birine sorar. Der ki "Ben Esat Efendiyi arıyorum

onunla tanışmak istiyorum." Adam der ki muhatabına, "Bak işte o önümüzden geçip giden

adam, aradığın zattır. Koş yetiş ve tanış onunla." Adam koşarak Esad Efendi'nin yanına gelir

ve sorar, "Efendim, Affedersiniz ben Esad Erbili'yi arıyorum tanır mısınız, bilir misiniz?" Esad Efendi'nin verdiği cevap ilginçtir: "Tanımenem, Bilmenem"der ve yoluna devam eder. Adam,

demin konuştuğu adamın yanına koşarak gelir ve derki "Ya şu giden adam tanı menem bil

menem dedi bana." "İyi ya arkadaş soruna cevap vermiş, anlamadın mı?"

"Tanı menem (tanıbenim), Bil menem (bil benim) demiş ya!" Adam tekrar koşarak Esat Efendi'ye yetişir ve özür dileyerek bağışlanmasını ister.


Dil böyledir, ben ne dedim ve sen anladın, yaman iştir.


İşte bakın bir dilin şiveleri içinde, ne işveler var. Yunus'a kulak verelim:


Dilsizler haberini

Kulaksız dinleyesi

Dilsiz kulaksız sözü

Can gerek anlayası


Sorular, sorular... Zihin haritası ne demek? Zihin ne demek? Buradan başlayabiliriz haritamızı

çizmeye. Haritamızda ne var? şöyle bir yokladım kendimi. Bir şey keşfettim: Söze,

kelimelerden, hecelerden önce, harflerden başlamalıyız dedim kendi kendime.


Harflerden yola çıkarak kelimeler ormanında, sözlüklere, lügatlere, kamuslara bakalım. Ünlü

düşünür Cemil Meriç Usta, “Kamus, namustur." diyordu bu hususta. Evet sözlükler, bir dilin

bir milletin namusudur. O denli önemli. Dil, söz, sözcük, kelime ve nihayet sözlük, yani lügat.


İlk insan Âdem, lal değildi, konuşuyordu ve ona bütün eşyanın (şeylerin, nesnelerin, varlıkların) ismi öğretilmişti. (Bakara:32)


Söz, kutsaldır, mübarektir, yani kelime kutsaldır. Çünkü önce söz vardı. "Dil, varlığın evidir."

diyor Alman Filozof Heidegger.


Bir büyüğümüz, bir gün kendisini ziyarete gelenlere, "Bize gelmeyin, kendinize gelin." diyordu. Kendine gel, yepyeni bir söz söyle ki dünya yenilensin. Sözünü öyle bir söyle ki, yeryüzüne

çizilmiş yapay sınırları kaldırsın.


Yeryüzünde nice diller var. Mana bakımından hepsi bir. Dünyada şu anda kaç dil konuşuluyor? Yaşayan yedi bin dil belki. (Rakamla 7000) "Hepsinin maksudu bir, lâkin rivayetler muhtelif"

Hepsi kutsal, her biri Allah'ın bir ayeti.


Dünyada en çok konuşulan dil İngilizce. Sonra İspanyolca ve Arapça. UNESCO'nun kabul ettiği

altı dil var. Diğerleri; Rusça, Fransızca ve Çince. Türk dili 18. sırada. Konuşmak lazım, bildiğini

söylemek ve yazmak lazım. Yunus ne diyor:


Behey Yunus sana söyleme derler

Ya ben öleyim mi söylemeyince


Bildiğini her şeyi söyleyeceksin, dillendireceksin, yazacaksın, konuşacaksın. Susmak, vebaldir.


Zihin haritamda ne var? Şöyle bir yokladım. Birçok kavram, birçok terim. Peki nedir Kavram?

Arapçası mefhum. Bir nesnenin, bir duygunun ya da bir düşüncenin zihindeki soyut ve genel

tasarımı, anlamı, anlam yükü. Soyut ve somut kavramlar, olumlu veya olumsuz kavramlar,

biri biriyle zıt kavramlar, biri biriyle aynı anlama gelen kavramlar.


Kavramlar; insanlar için ortak bir imge, bir olgu veya varlıkların özelliklerini zihinde temsil

eden soyut sembollerdir.


Terim nedir? Bir bilim, sanat, edebiyat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir

kavramı olan sözdür. Meselâ tiyatroda; sahne, dekor, köstüm, perde birer terimdir. Müzikte;

nota, diyez, bemol, sol anahtarı, akort birer terimdir. Meselâ; anestezi, kadavra, ameliyat,

birer tıp terimleridir. Geometride; üçgen, dörtgen, yamuk, Matematikte; çarpma, bölme,

kesir, birer terimdir. Şiirde; kafiye, vezin, ölçü, aruz, hece birer terimdir.


Terminoloji: (Terim bilim) Genel olarak terimlerin kullanım alanları ile ilgili bir bilim dalıdır.


Anlam: Sözcük, cümle gibi dil öğelerinin zihinde uyandırdığı manadır. Mana, anlamın diğer

adıdır. Adımızın bir anlamı olmalı değil mi? Veya hayatımızın bir anlamı olmalı değil mi?

Elbette olmalıdır. Bir Arap atasözü: ‘Mana, şairin gizlisinde saklıdır’.


Mecaz Anlam: Bir benzetme sonucu, sözcüğün gerçek anlamından uzaklaşarak yeni kazandığı

anlama denir. Şimdi burada tekrar başa dönersek, Harf nedir? bir semboldür. Ağzımızdan

çıkan bir sesin sembol olarak ifadesidir. A harfi a sesinin sembolüdür. Be harfi, be sesinin

sembolüdür. İki sembol yani iki harf yan yana gelince bir hece olur. A ve B eşittir AB. Bu hece

aynı zamanda bir kelimedir, tek heceli bir kelime. Ab, Farsça su demektir.


Bir ve birden fazla hecelerden yapılan kelimeler vardır ki her biri bir adı, bir olayı, bir eşyayı

temsil eder, sembolize eder. Ve ol kelimelerden cümleler yapılır olumlu, olumsuz, soru

cümleleri vs. "Cümle kurmak" diye bir tabir vardır. Biz düşüncelerimizi, cümleler halinde

ortaya koyarız. Ya konuşarak seslendiririz veya yazıya dökerek çeşitlendiririz.


Yazı; yani metinler, yeri gelir şiir şeklinde tecelli eder, yeri gelir öykü şeklinde, yeri gelir

tenkit, kritik şeklinde veya makale şeklinde uzayıp gider.


İlk harfleri, ilk yazıyı bulanlara minnettarız. En eskisi galiba Sümer tabletlerindeki çivi yazısı.

Mısırda Papirüs kağıtlarına yazılan Hiyeroglifler, Lâtin harfleri, İbrani harfleri, Arap harfleri…


Zihin Nedir? İnsandaki anlayış, kavrayış, algılama yetisidir. Hayat boyu öğrenilenleri, bilinçli

olarak kafada saklama gücü, bellek, hafıza.


İnsanoğlu; sahip olduğu beş duyu organı vasıtasıyla yani; görme, işitme, tatma, koklama,

dokunma duyuları ile aldığı tüm bilgileri zihninde değerlendirir. Zihin ile Bilinç (şuur)

arasındaki fark nedir? Zihin; beyindeki tüm süreçlerin bir bütünüdür. Bilinç ise, belirli zihinsel

süreçlerin bir özelliğidir.


"Zihnimiz İşgal Altında"adlı şiirimi müsaadenizle buraya alıyorum.


Kime ne kadar yarar özgürlük geri gelse

Bileklerdeki zincir kırılsa bire kadar

İlk zamandan başlamış biter mi ki bu celse

Zihnimiz işgal altında bağımsızlık kaç yazar

Zihnimiz işgal altında kara haber bu beyler

Gelin işgali kırın arının azar azar

Yolunuza çıkacak çölde çıldıran devler

Susayana su verin içsin doyana kadar

Bu hal bu minval üzre akıp gidiyor günler

Değerler alt üst oldu herkes kendi tahtında

Yenisine eklendi sürüp gelen sürgünler

Buna bir çare bulun zihnimiz işgal altında


Bilinç: İnsanın kendisini, çevresini kavrama, tanıma, algılama, fark etme yetisi. Arapça şuur;

şe - a - ra kökünden gelir, bilmek demektir. Şiir de aynı kökten. O da bilmek demektir. O

halde insanın şu özelliği doğuştandır, yani fıtridir: Tanıma, tanınma, bilme, bilinme ve merak

etme istek ve ihtiyacı.


Genel olarak bilinç; insanda, duygunun, algının ve bilginin merkezi olarak kabul edilen bir

yetidir. Özbilinç ise; insanın kendi kendisinin üzerinde düşünmesi, kendi varlığının farkında

olması, varlığını idrak etmesi durumudur. O halde soru şu: Ben kimim?


Niçin küçülüyor eşya uzakta

Gözsüz görüyorum rüyada nasıl

Zamanın raksı ne bu yuvarlakta

Sonum varmış onu düşünsem asıl

NFK


Zihin, bir bilinç akışıdır. Bilinç bir soyut kavramdır. Bir kişinin bir şey hakkındaki algısıdır.

Bilinçli olma hali, farkında olduğumuz haldir.


Hâl : Durum, vaziyet, tutum, davranış demektir. Çoğulu: Ahval. Hâl Ehli demek, Sufi'nin

Allah'a doğru yolculuğundaki manevi durumlara sahip olması… Bir hâl dili var, bir de kal dili.

Bir insanın manevi hali; İlimde, irfanda, ahlâkta, ibadette, amelde, edepte ve insanlıkta

gösterdiği en üstün meziyetler, hasletler ve faziletlerdir. Şimdi bu kurduğum cümlede kaç

tane manevi kavram var? Hâl ehli olan, bunların bütününe vakıftır.


Zekâ : Kavrayabilme soyut düşünme ve muhasebe etme yeteneğidir. Ünlü Psikolog Sigmund

Freud'a göre Zekâ; İd, Ego ve Süper EGO’dan meydana gelir. (Bunların tek tek açıklanması

iktiza eder.) Akıllı Olmak (Ulul el bab), durum değerlendirmesi yapabilmek akıl ile olur. Oysa

zeki olmak, öğrenme yeteneği ile ilgilidir.


Akıl: insanı diğer canlılardan ayıran, düşünme, anlama ve kavrama gücü. Akıl; Logos,

Episteme, İntellect, Ratio... Akıl, bilgi edinmeye yarayan güç olarak tarif edilir. İnsanı insan

yapan, onun her türlü eylemlerine bir anlam kazandıran, onun sorumluluk altına girmesini

sağlayan güç akıldır. Akıl kelimesi Kuranda, fiil şeklinde kırk dokuz yerde geçmektedir. Aklı

selim; Hüküm ve kararlarda doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayıran akıldır. Yani sağduyu. Akıl

kelimesi felsefe ve bir mantık terimi olarak; "Varlığın hakikatini idrak eden, maddi olmayan

ve fakat maddeye tesir eden bir olgudur, bir cevherdir.



İnsanın üç önemli yetisi vardır: Duygu (his), Düşünce (tefekkür), ve İrade.


Duygu; olay ve eşyaların insanın iç dünyasında yankı, etki, tepki, izlenimlerini yansıtır. Bize

hazzı ve elemi (acıyı) öğretir.


Düşünce; bizi tefekküre götürür, soru sormamızı sağlar. Mesela önce "Ben kimim?"sorusu, kendinden başlayarak üst üste sorular yumağı ile karşılaşır, hepsine bir yanıt arar.


İrade; harekete geçme gücü ve yetisidir ve insana hür olarak verilmiştir. Biz özgür irademizle

bir şeylere karar verir ve onu uygularız. Dolayısıyla da verdiğimiz kararların sonucuna

katlanırız. Cüz'i irade bize, külli irade Allaha aittir. Cüz'i iradeyle insan kendi yaptıklarıyla

kendi kaderini belirler. Allah'ın belirlediği kader ise külli irade olarak ifade edilir.


Evren nedir? Bu âlem, öte âlem nedir? Varlık ne, yokluk nedir? gibi damar sorular, yakıcı

sorular hep "varlık" üstünedir. Varlık, Allah, Evren, Zaman, Mekân, Hayat, Ölüm, Ruh ve Ölüm ötesi. Bunlar bir nevi ontolojik sorulardır. Varlığımızın yaratıcısı kimdir? İşte bu soru bizi

tanrıya götürür. O'na yani Allah’a…


Bildim seni ey rab

Bilinmez meşhur

NFK


İrademiz; bize seçim yapmamızı sağlar. Hiç kimsenin etkisinde kalmadan hür ve özgür bir

irade kullanarak seçimimizi yaparız, Olaylar ve eşyalar hakkında karar veririz. Bu bizim

irademiz sayesinde olur. İrademiz bize hayatımızda bir yol haritası çizer.


Zaman, izafidir. Geçmiş, geçmiştir. Gelecek, bilinmez. Yaşanan zaman ise şu 'an'dır. Azeri

dilinde bir dörtlük bakın ne diyor bize:


Dünyaya yayax geldim

Yatmadım uyax geldim

Ömür der yüz yıl geçti

Gönül der bayax geldim


Ünlü Kırgız Romancı Cengiz Aytmatov da diyor ki: Gün olur Asra Bedel


Burası dünya, burada hiçbir şey tamamlanamaz. Burada her yapılan şey eksik kalır, giderken

yarım kalır planlar, projeler. Bu dünyada insan eliyle yapılmış "Mükemmel" diye bir şey

yoktur. Her şey eksiktir, noksandır. Hiçbir şey tam değildir, tamam değildir. Oysa tabiat

harikadır. Gökyüzü harikadır. Âlem harikadır. İnsan harikadır. Tam ve mükemmel

yaratılmıştır. "Ahseni takvim" üzre yaratılmıştır. "Onun yarattıklarında hiçbir noksanlık

bulamazsın"


Burada her şey bize 'var'mış gibi görünür. Bu, yüce varlığın yeryüzündeki sıfatlarının,

isimlerinin, görüntüleridir, tecellileridir, yansımalarıdır. Aslında her şey bir görüntüden

ibarettir. Bu görüntüler bir müddet sonra kaybolur, görünmez olur ve fakat yok olmaz. Ama

toprak üstündeki her şey, bir müddet sonra yok olmaya mahkumdur. Çünkü mutlak olan

varlık 'O'dur. O, yani Allah! (C.C)


Divan şairi Yenişehirli Avni, bir beyit ‘inde diyor ki:


Çünki sen âyine-i kevne tecellâ eyledin

Öz cemalin çeşm-i aşktan temaşâ eyledin


Bugün ki dille:


Çünkü sen varoluş aynasında tecelli ettin, göründün.

Kendi güzelliğini aşk gözüyle temaşa ettin, seyrettin.


Son sözü Yunus Emre söylesin:


Ölürse tenler ölür

Canlar ölesi değil


Can’ın manasını biliyoruz ve fakat mahiyetini bilmiyoruz. Ruh veya can, bedenimizdeki

tezahürleriyle vardır. İyiye, doğruya ve güzelliğe yolculuk, varoluşumuzun özetidir.


Netice, bizler yolcuyuz arkadaş.


Bu yazı, Edebiyat Ortamı Dergisi'nin 2025 , Temmuz-Ağustos sayısında yayınlanmıştır.

bottom of page