| Samimiyeti Çok Seven Adam: Mehmet Atilla Maraş | Atasoy Müftüoğlu
- 1 Şub
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 Şub
1970'li yılların başlarında Diriliş, Edebiyat, Mavera ve Deneme dergilerini özellikle genç kuşaklara tanıtmak; genç şair, yazar, edebiyat adamlarıyla tanışmak, Türkiye'de İslami düşünce hayatının nabzını tutmak, sözünü ettiğim dergilere okuyucular kazandırmak/abone yapmak üzere bütün Türkiye'yi içerisine alan geziler yapmıştım.
M. Atilla Maraş'ı bu geziler sırasında, Erzurum'da öğrenci olarak bulunduğu günlerde tanıdım. Aynı dönemde Erzurum'da öğrenci olan Cumali Ünaldı, Adil Saraç, merhum Şükrü Şamdan vb. arkadaşlarla birlikteydiler. Yarım yüz yıla yaklaşan dostluğumuz M. Atilla Maraş'ın Eskişehir'de bürokrat olarak çalıştığı dönemde daha da yoğunluk kazandı. Yine sözünü ettiğim geziler sırasında bu defa, Urfa'da bürokrat iken evinde misafir oldum.
Mehmet Atilla Maraş'ı, dünyayı, hayatı, toplumu, kültürü, insani ilişkileri, daha iyi, daha güzel, daha anlamlı kılmaya çalışan engin gönüllü, gönlünde taşıdığı ışıltıları, içtenlikleri her an yüzünde somutlaştıran sahici bir insan olarak tarif etmek isterim.
Mehmet Atilla Maraş, sesine, soluğuna kayıtsız kalamayacağımız, tek işi şiir yazmak olmayan, sosyal/kültürel/toplumsal sorumluluklar da alan; siyasal tavrı, tarzı, tercihi olan; büyük şair olmak gibi bir iddiası, şöhret olmak gibi bir derdi olmayan, sınırlarının farkında olarak yaşayan, hiçbir sahteliğe, gösterişe/gösteriye tenezzül etmeyen; şiirinin sıcaklığını, samimiyetini derinden hissedebileceğimiz, her zaman söyleyecek sözü olan, yazdıklarıyla hayatı arasında bir bütünlük olan; piyasaya reklam yoluyla değil, kendi yetenekleriyle katılan, gerçek/tutarlı/bütünlüklü bir kişiliktir.
Günümüzde şairlik/yazarlık/düşünürlük yeteneğinden çok şöhret öne çıkarılıyor. Edebiyata karşı ilgisizlik/kayıtsızlık her geçen gün büyüyor. Kitap metalaşıyor. Edebiyat/sanat/ kültür piyasasının kurallarına boyun eğiyor. Piyasanın ve modanın belirleyici olduğu kültür dünyasında sahte olanla, sahte olmayanlar birbirine karışıyor. Edebî/estetik değerler yozlaşıyor. Niteliksel yoğunlukların yerini niceliksel çalışmalar alıyor. Piyasanın etkilediği her alanda çok ciddi bir kirlenme yaşanıyor. Bağımsız ve eleştirel bir tavrı/çizgisi duruşu olan şair/yazarlar, edebiyat hizipleri tarafından kolaylıkla dışlanabiliyor.
Sözünü ettiğim bu yabancılaşma ortamında Mehmet Atilla Maraş, İslami söz/anlam ve duruşu en güzel şekilde temsil sorumluluğunu vakarla sürdürüyor. Bendeniz, Mehmet Atilla Maraş'ın bizim sorunlarımızı kendi sorunu gibi, bizim kaygılarımızı kendi kaygıları gibi sahiplendiğini biliyorum. Atilla Maraş, dostlukların sonlanmadığının açık bir kanıtı olduğu gibi, davası ve nihai gayesi olan, İslami gündemi olan insanların da sonlanmadığının açık bir kanıtıdır.
İnsanları düşünceleriyle, fikirleriyle, bilgelikleriyle, dostluklarıyla etkilemek yerine, gösteri yaparak etkilemeye çalışan, televizyonlarda narsistik gösteriler yaparak kendilerini kanıtlamaya çalışan, piyasanın yasalarına tabi şekilde konjonktür ile çatışmamaya özen göstererek var olmaya çalışan; şair/yazar/düşünce adamlarının çoğaldığı bir dönemde, Mehmet Atilla Maraş inandıklarına ve söylediklerine sahip çıkarak, onları hayatında gerçek kılan, insanları düşüncesizleştiren ezber bilgilere itibar etmeyen, spekülatif/sansasyonel/demagojik dile/davranışlara tenezzül etmeyen, partizanca karşıtlıklar içerisine girmeyen, kendi tarzını/yorumunu mutlaklaştırmayan, kendi tarzıyla büyülenmeyen, sayıların/kalabalıkların onayına/ilgisine ihtiyaç duymayan, elitist saplantıları olmayan, içsel/entelektüel tutarlılığa önem veren kişiliği ve sözü gerçek olan, samimiyeti çok seven, kayda geçecek ve kayıtlarda kalacak dostlukların sahibi, kendisiyle sonuna kadar birlikte yürüyebileceğimiz Mehmet Atilla Maraş için ilahi bağışlar, ebedi nimetler ve aziz uğraşlar diliyorum.