İslâmda Sanat Düşüncesi
- Mehmet Atilla Maraş

- 3 gün önce
- 3 dakikada okunur
İslâm’da sanat düşüncesi, İslâm’dan söz eden sanat manasına gelmemektedir. Ancak İslâm adına sanat yapacakların İslâm’ı kabul etmiş ve hayatına geçirmiş olmaları gerekmez mi?
İslâm’ın temel kitabı, Kur’an-ı kerimdir. Kuran’ın mesajı nedir? Bu mesaj kime, nasıl ve niçin verilmektedir? Kur’an’ın ilk emri ‘Oku’ dur. Peki neyi, nasıl okuyacağız? İşte İslâm’da sanatın anlam ve önemi bu soruların cevabında yatmaktadır.
Kur’an’ın ilk mesajı, evrenin sahibi olan Allah’ı tanımaktır. Allah; görünen ve görünmeyenin, yeryüzünün ve gökyüzünün, doğunun ve batının Allah’ıdır. Makro ve mikro âlemin, bilinen ve bilinmeyen âlemlerin Rabbi ve malikidir. Allah, Mülkün tek sahibidir. Mülkünde yarattığı her şeye bir düzen bir ahenk vermiştir. Ve mülkünü hiçbir şekilde hiç bir şeyle paylaşmaz. O, her zaman diri ve ölümsüzdür. O açık ve gizili olan, o öncesiz ve sonrasız olan, Tek İlâh, tek Rab, ve tek Melik olan odur.
Kur’an’ın ikinci mesajı, insanı tanımaktır. Yani nefsi tanımak. Bu mesajın içinde şu var: Ey insanlar doğru yol üzre olun. Bir müstakim çizgi üzerinde yürüyün. Bir kararla yürüyün. Kamet ve istikamet üzre olun. Yoksa ziyana uğrayacaksınız. Ancak iman eder ve Salih amel işlerseniz, sabreder ve hakkı tavsiye ederseniz kurtuluşa erersiniz.
Kur’an, insanlara doğruyu ve güzeli arayın ve bulun diyor. Arayışlarınızı sanatlı bir şekilde yapın. İşe sevgiyle başlayın. Nefret ettirmeden başarmaya çalışın. Ve her zaman helâl olanı tercih edin. Sınırı tecavüz etmeyin ve hadleri sürekli kollayın. İnsan bu mesajlara, kendisine verilen bir ömür içinde sürekli muhatap oluyor. Bir ömrü, şuurlu ve aklı başında olarak geçirin. Bir geleceğinizin ve bir sonunuzun olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Eylemlerinizi, amellerinizi bu bilinçle yapın. ‘Sonunda bize döneceksiniz.’ Deniliyor.
Sanata nedir? Bir işi meydana getirme, deneme ve sınama sonunda kazanılan bilgidir. Bu kazanılan bilgi sayesinde ustalıkla bazı aletleri kullanma, bu sayede bir takım işler yapma, zanaat, bilgi, beceri ve maharet elde etme, bir işi yapabilme yetisidir. Bir duygunun ve bir güzelliğin ifadesi için başvurulan usullerin tamamı sanat kavramı içinde yer alır.
Bir başka açıdan sanat, insanın duyguları ve sezgileri yardımıyla varlığın içinden aldığı uyarıları, etkili ve güzel bir şekilde tasvir etme çabasıdır.
Sanatkâr; ince duygulara sahip, özel nitelikleri ve yetileri olan, çok hassas, evrendeki ses ve işaretleri yakalayabilen, bunları estetik bir biçimde insanlara sunan adamdır.
İslâm; insan hayatını, varlık hakkındaki telakkilerini, maddi ve manevi unsurlarıyla ve bütün oluşuyla birlikte ele almaktadır. İslâm insana hem fert ve hem de cemiyetin bir mensubu olarak bakar. İnsanı, evrenin diğer asli unsurları ve diğer varlıklarla birlikte ele alır.
İslâm, bir yandan Allah’ı tanımayı öngörürken, bir yandan da evreni ve bu evrenin bir özeti olan insanı tanımayı öngörmektedir. İnsan ve evren, Allah’ın en büyük iki ayetidir. İslâm; insanı ve evreni, akıllara durgunluk veren, hayretlere düşüren yenilmez kuvvet ve kudretin arz yeri olarak görüyor. Evren ve insan, Allah’ın harika birer eseridir.
İnsan, bu mükemmel tablonun farkına vardığı gün, Kitabın mesajını da kavramış olur. Kur’an, bu güzel tablonun sanatkârını, insana tanıtmakla mesajını tamamlamış olur.
İçinde yaratıcı düşünce olmayan bütün sanat telakkileri, bütünsellikten yoksundur. İnsanın yeni, büyük ve kalıcı eserler ortaya koyabilmesi için unutmuş olduğu yaratıcıyı yeniden hatırlamak zorundadır. Bunun için insanlığın, İslâm’ı yeniden tanıması gerekmektedir.
Din, bir yaşayış biçimidir. Duygu ve düşüncelerimizin, hayatımız boyunca yapıp ettiklerimizin, evrensel adı dindir. Mukaddes kitabımız Kur’an-ı kerim bize, Allah indinde dinin sadece İslâm olduğunu haber veriyor. İslâm’ın dışındaki bütün siyasal, sosyal ve ekonomik sistemler, felsefi kanaatların tümü, kendi başlarına birer dindir. Ancak hak din İslâm’dır. Bu din, ilahi vahye dayanan, fıtrata uygun bir dindir. Bu dinin tanıdığı sanat, güzelliğin ve ahengin sınırları içindedir.
Bu dinin nihai hedefi, mutlak güzel olan yaratıcıya varmaktır. Sanatın da nihai hedefi budur. İnsanlar, bir olgunluğa erişince ancak bunun farkına varırlar.