Hikayeci Mustafa Kutlu'dan Mektup 15 Mart 1980 İstanbul
- 17 Şub
- 2 dakikada okunur
Aziz dost,
Önce ailece sıhhat ve selâmet içinde olmanızı Allah'tan niyaz eder
Cümlenin selâmını iletirim.
Geçende Rasim Özdenören'den bir mektup aldım. Daha doğrusu ben ona Ansiklopedi'ye girmeleri için oradaki yazar arkadaşların hal tercümelerini göndermelerini yazmıştım. O da Akif İnan maddesini göndermiş, birlikte bir de mektup yazmış. Mektubunda "Gül yetiştiren adam" üzerine "Harekette"
çıkan yazımı konu ediyor. Teşekkür ediyor ve fakat yazıyı biraz "müstehzî" ifadeli bulduğunu söylüyor. Ancak bizim cephede yazılanlar üzerine dergide aracılığı ile değerlendirmelerin yapılmasını o da istiyor. Bu münasebetle Mavera'nın Mart sayısında "Yokuşa akan sular" üzerine bir yazı koyacaklarını anlatıyordu.
Ben kendisine ,Ülkemizde müslüman yayım ortamının , sanat-edebiyat ortamının doğru dürüst işlemediğini -bunu Devir gazetesinin soruşturmasına da aynen yazdım,belki okumuşsundur- bu münasebetle ortam oluşturmak gayesi ile Hareket'te 1979 içinde çıkan dikkate değer eserler üzerinde "halisane" durmaya çalıştığımı belirttim.Ayrıca katiyyen bir "istihza" niyetimin olmadığını "ama yazıdan -yani üslûbumdan- böyle bir şeyin hissedilebileceğini, bundan da vazgeçeceğimi belittim. Ancak "Gül Yetiştiren Adam"ın beni R.Özdenören hesabına hayal kırıklığına uğrattığını da ilave ettim. Böyle bir mektuplaşmamız oldu. Sonra "Yokuşa akan sular" üzerine çıkacak yazıyı beklemeye başladım. Çıka çıka senin yazı çıkmaz mı? Hay Allah razı olsun. Eline sağlık.İyidir,yazı genel hatları ile iyidir. Bir iki noktayı belirtmeme müsade et.
Aslında bu kitap üzerine çok yazı çıktı ama dişe dokunur olarak senin yaz ile Beşir Ayvazoğlu'nun "Hergün Gazetesi" ilavesinde çıkan yazısı görüldü. Yani diyeceğim, eserler üzerine dikkatle eğilen pek yok. Çoğunluk yazı yazsa da eh işte yazmış olmak için yazıyor. Biz de maalesef bazan öyle yapıyoruz.
Hikâyelerin tek tek üzerinde duracak değilim. Sadece genel olarak şu ifadenin " yanlış sanayileşme" ifadesinin tam bir ifade olmadığını, yani bu kitabın böyle bir deyişle -doğru sanayileşme- diye
bir düşünce taşımadığını belirtmek isterim.
Ben bu kitapta "sanayi" kavramına, uygulamasının her türlüsüne karşı bir anlayış getirdim. Yani fabrikasyona, üretim için veya tüketim için her neyse doğrudan "sanayi" ye karşı çıktım.Ama kitap bu
intibaı veremiyorsa kabahat benim.
Bir küçük nokta daha."Bayramdan Kaçanlar" da Bican bayram ziyaretine gittikleri zengin akrabalarını kıskanmıyor, onlara gıpta etmiyor. Ziyaret esnasında yaşadığı bir "şaşkınlık,yabancılıktır -ki bu bütün kitaba şamil bir duygudur- hikâyenin sonunda mide bulantısı, kaçış, kaşını kapıya çarpması da bunu simgeliyor. Her neyse..
Bu sanayi meselesine devam edeceğiz.
Yeni hikâyelerimi takip ediyor musun.Onlar da bizlerin ,insanlarımızın, insanların iç fakirliklerine ,
iç boşluklarına , iç ve gönül meselelerine eğilmeye çabaladım. Her halde sonunda bir kitap da böyle olacak.
Aziz dost. Şiire devam. Şiir okuma kılavuzu isminde bir kitap yayınlandı; İsmet Özel'in. Dikkate değer bir kitap, mutlaka okumalısın. Sonra bana düşündüklerini yaz. Bata-çıka Hareketi sürdüreceğiz. Bize de şiir yazı gönder.
İşte böyle.
Yahu ne zaman geleceksin. Veya hiç gelmiyorsun. Başka bir deyişle:"Arkadaş biz gelemiyoruz, bari sen gel".
Gözlerinden öperim.
Mustafa.