top of page

Ey Sevgilim Hoşçakal Şiirinin Tahlili (Çözümleme, Analiz)

1 gün önce
3 dakikada okunur

Bir şiir metnin tahlili demek, o metnin bütününü, yapısını parçalarına ayırıp parçalar hakkında incelemelerde bulunduktan sonra şiirin bütününe tekrar dönme faaliyetidir. Burada kullanılan yöntem(metot), “Tümden gelim, Tüme varım.” metodudur.


Türk edebiyatında ilk şiir tahlilleri denemelerini yapan Prof. Dr. Mehmet Kaplan’dır. Tanzimattan Cumhuriyete ve Cumhuriyetten Günümüze kadar olan iki ciltlik eserinde, birçok şairin önemli birer şiirini tahlile tabi tutarak incelemiştir. Biz de bugün bir şiirimizi tahlil edeceğiz.


Şiirin adı: Ey Sevgilim Hoşça Kal


Bu şiir, geleneklerimize yaslanarak divan edebiyatının şekil şartlarından yararlanarak yazılmıştır. Aruz ölçüsüyle değil, on dörtlü hece tarzındadır. Şiir, beyitler halinde tanzim edilmiş olup dokuz beyitten müteşekkildir. Bir beyit, iki mısradan oluşur. Şiirin tamamı on sekiz mısradır. Şiirin redifi: ‘oluyor bana’dır.


Redif: Mısra sonlarında tekrarlanan kelimelere denir.


Şiirin teması (konusu): Yaşadığımız hayatın sürekli olmayıp sınırlı ve sonlu olmasını vurgulamaktadır.

İnsan, yaşadığı hayatın bir sonu olduğunu idrak edip bir gün gelecek, bu müthiş sonla karşılaşacaktır.

Bu şiirde varlığın, gide gide bitişini hatırlatan mısralar yer almaktadır.


Şimdi şiirimizi tahlile başlıyoruz:


1.Beyit:

Ey sevgilim hoşça kal bir hal oluyor bana

Gördüğüm bütün renkler hep al oluyor bana


Şiirde adam(özne) sevgilisiyle vedalaşıyor. ”Hoşça kal” cümlesiyle ayrılışını ifade ediyor. Çünkü “bir hâl” oluyor kendisine. Bu hal öyle olağan bir ‘hâl’ değil. Her zaman karşılaştığı hallerden bir hal değil, o yüzden sevgilisiyle vedalaşma ihtiyacı hissediyor. Bu hali kanıtlayan olağan üstü olaylarla karşılaşıyor. Çünkü gördüğü bütün renklerin bir tek renge büründüğünü hissediyor. Nasıl oluyor da yedi renk ayrı ayrı iken, birdenbire hepsi tek renge inkılap ediyor, al rengine. Neden?


Halk arasında bir tabir vardır ‘Al Basması’, onu mu çağrıştırıyor? Yoksa renklerin bir renge bürünmesi ömrünün sonuna geldiğini mi telmih ediyor? Şair burada ‘Al’ kelimesini bir metafor olarak kullanıyor.


2.Beyit:

Dalıp dalıp gidiyorum derin uykuya doğru

Hayret gördüğüm her şey hayal oluyor bana


Durup dururken birdenbire uyku basıyor ve derin bir uykuya doğru gidiyorum, rüyalar görüyorum. Rüyada gördüğüm şeylere hayretle bakıyorum, hepsi birer hayal oluyor bana. Hayretim artıyor.


Neden hayal oluyor bana ve neden hayretim artıyor? Hayret etmek nedir? Beklenmedik bir durumla karşılaşınca ne yapabileceğini bilememe, şaşırma, şaşkınlık hali. Hayret makamı nedir? Olağanüstü bir durumla karşılaşınca hayrete düşmek bir haldir. Şaşılacak bir şey görmek gibi. Olağandışı bir şey görürken hayret ederiz ya işte öyle.


Hayal nedir, gerçek nedir? Gerçek dediğimiz şey bir sanrı olmasın! Hayal: Zihnimizde tasarladığımız şeyin gerçekleşmesini istemek. Düş, imge. Aslı, gerçeği olmadığı halde zihinde kurgulanan şey. Rüya, görüntü, kuruntu, hülya. Gerçek, her zaman hayali aşar, gider.


3.Beyit:

Baharı yazı geçtim kimsesiz yere geldim

Mevsimler güz hâl eylül misal oluyor bana


Benden başka hiçbir canlının, hiçbir kimsenin olmadığı, olamayacağı bir yere geldim. Burada bütün mevsimler sonbahar, bütün aylar eylül gibi. Her yer, her şey bana böyle görünüyor, emsal oluyor. Her şey sonbahara benziyor veya bana öyle geliyor. Örnek oluyor, misal oluyor.


4.Beyit:

Sokağa çıkmıyorum kapanmışım odama

Meclislerde yerim yok ne hal oluyor bana


Hüzünlüyüm, bu halimle sokağa çıkmıyorum, odama kapanmışım.

Üzgünüm, yalnızım, kimsesizim. Çünkü artık cemiyette, meclislerde bana yer yok. Dışlanmış gibi hissediyorum kendimi. Kimse artık beni aramıyor, sormuyor. Bana galiba bir haller oluyor, bunu hissediyorum.


5.Beyit:

Su çekildi renk soldu artık yaprak dökümü

Dostlar size farz olan muhal oluyor bana


Sular çekildi, nehrin yatakları kurudu. Renkler soldu. Hiçbir şeyin rengi yok, tadı yok. Galiba ‘yaprak dökümü’ mevsimindeyim, son bahardayım. Dostlarım, size farz olan her şey, bana muhal oluyor. Size gerçekleşmesi kolay olan şeyler, bana zor ve imkânsız gibi oluyor.


6.Beyit:

Hüzün tutmuş yakamı sözlükte her söz sarı

Sana gerçek görünen sanal oluyor bana


Hüzün beni tutmuş bırakmıyor. Sözlüğe bakıyorum hayret, her sözün rengi sarı, sapsarı… Sana bir olay gerçek görünse bile bana o olay yapay, sanal gibi görünüyor. Varmış gibi, ama aslında yok. Seninle farkımız burada. Sen normalsin ama bana bir haller oluyor ve ben bunu fark ediyorum. Bir çeşit simülasyon. Mış gibi…


7.Beyit:

Kendi derdime düştüm işe pazara küstüm

Zakkum zehir acı şerbet bal oluyor bana


Kendi derdimle baş başayım. İşe gitmiyorum. Çarşıya, pazara küsmüşüm. İşle, alışverişle bağımı kopardım. Çünkü: zakkum zehir, acı şerbet, sanki bana bal gibi geliyor. Acılar tatlı, tatlılar acı gibi oluyor. Çünkü nicedir gayri yeni bir hal kuşanmışım, farkındayım.


8.Beyit:

Ve yürüye yürüye geldik yolun sonuna

Yalan dünya giderek masal oluyor bana


‘Az gittik, uz gittik’ ama uzun bir yolun yürüye yürüye sonuna geldik. Ve yol bitti. Bundan çok eminim. Yalan dünya derler ama nenem derdi ki: ‘Dünya yalan değil, insanlar yalan.’


Ömür denilen şey bir rüya, bir hikâye. Giriş, gelişme ve sonuç. “Bir varmış, bir yokmuş”. Bu hayat bir masal. Sanal yani…


9.Beyit:

Gördüğüm bütün renkler hep al oluyor bana

Ey sevgilim hoşça kal bir hal oluyor bana


Evet, Dünya hayatı, dünya serüveni böylece bitiyor. Ömür çok kısa. Bir rüya adeta.


Ne kadar yaşarsan yaşa, hayat bir ’AN’ kadardır. Bir göz açıp kapamak kadar. Bir kelebek ömrü kadar. Zaman, mekân, hayal, rüya, masal…


Varol’duk, yok olacağız. Bir göründük bir gayb olacağız. Oyun böyle kurgulanmış sahibi tarafından. Teslim olmaktan başka çaremiz yok. Vesselam…

    

bottom of page