Düşünmek
- Mehmet Atilla Maraş

- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur
Bende yok sabr-ı sükûn
Sende vefadan zerre
İki yoktan ne çıkar
Fikredelim bir kere
NÂBÎ
Düşünceyi, varlığımızın bir sebebi olarak gören Descartes’tan bu yana insanoğlu neyi değiştirdi? Ekonomik-insan, alet yapan-insan gibi tanımların yanında asıl düşünen-insan tanımı hiç değişmedi. Uyku hâli hariç insan, her an düşünme eylemiyle birlikte vakit geçirir. İnsanın şuuru açıksa, düşünme eylemi de devam ediyor demektir.
Düşünce nedir? Bir sebepten kalkarak, bir sonuca varmak için yapılan zihin faaliyetleridir. Bir başka deyişle düşünce, bir şeyi aklından geçirme, bir şeye karşı ilgi ve titiz olma hâli. Bir şeyi akletmek, fikretmek, tasarlamak, farz etmek diye de tanımlayabiliriz. İyiye, güzele ve doğru olana düşünerek vardığımız gibi, çirkine, kötüye ve yanlış olana da düşünerek varırız. İnsan zihni, her şeyi düşünebilecek bir yapıdadır. Zihni faaliyetlerimize bir yol gösterici olmadıktan sonra düşünerek de hata yapmak ihtimali her zaman vardır. Zihinsel olarak düşündüğüm şey, insanların yararına da olabilir, zararına da. Savaşı sürdüren insan, sonunda barış ta yapabiliyor. Düşünerek her yöne, her alana varmak mümkün görünüyor.
Tarihi tarih yapan, insan düşüncesidir. İnsanlığın tarihi, aynı zamanda insan düşüncesinin tarihidir. Tarihi, mütefekkir insanlar yapar.
Bilginin kaynağı, ilahi bir kaynaktır. İnsanlar onu düşünerek geliştirmişler ve bu günkü bilimsel bilgiye ulaşmışlardır (epistemoloji). Kitabı Kerim’de düşünceye ilişkin onlarca hitap vardır. İnsanlar adeta sürekli uyarılmaktadır. ‘Niçin düşünmüyorsunuz’, ‘Ne kadar az düşünüyorsunuz’, ‘Hiç düşünmez misiniz?’ gibi hitaplar... Demek oluyor ki düşünmeden yaşamak, anlamsız bir yaşamaktır. Doğru düşünmenin kurallarını öğrenmek ve onu hayatımıza geçirmek zorundayız. Rasgele yaşamamak için, doğru zamanda, doğru düşünüp, doğru kararlar almak zorundayız. Bize tanınan mühleti, sınırlı zamanı, bütün bir ömrü düşünerek, plânlayarak tüketmek borcundayız. Heba olmak istemiyorsak, kaybolup yitmek bize ağır geliyorsa, şuurlu olmak ve inceden inceye düşünmek düşer bize. O halde gelin, hep birlikte düşünelim.
İnsan, en çok susarken düşünür. Susmak, düşünmektir zaten. Konuşurken de düşünmek mümkündür. Yazarların birçoğu, yazarken düşünür. Tamamı, düşündüklerini yazar. Yazarlar için yazmak eylemi , bir çeşit düşünce ve beyin egzersizidir. Düşüncenin her çeşidi makbul olmayabilir ama düşünmek, başlı başına önemli ve kutsal bir eylemdir. Canlı yaratıklar içinde yalnız ve sadece insanlar düşünür. Bu açıdan düşünceyi, şu veya bu şekilde yasaklamak mümkün değildir.
Demokrasileri gelişmiş ülkelerde insan hakları, mücadeleler sonunda öne çıkmış ve ülkelerin anayasalarına oturmuştur. Yaşama hakkı gibi insanların düşünme ve düşündüklerini sözlü veya yazılı ifade etme özgürlükleri vardır. Düşüncesini sözlü veya yazılı ifade etmesi, her insanın en doğal hakkıdır. Bu hakkı, her zaman ve her zeminde, bütün ülkelerde özgürce kullanabilmelidir. Düşünmek ve onu bir biçimde ifade etmek asla suç değildir. Bir takım ülkelerde düşünmek ve onu ifade etmek, hâlâ suç sayılıyorsa bir insanlık ayıbı olan bu suç, derhal o ülkenin kanunlarından çıkarılmalıdır. Çünkü insanoğlu, hiç bir eylemde bulunmayıp bir an için hareketsiz kalsa bile, durduğu yerde dahi düşünür, ama mutlaka düşünür. İnsan, düşünen bir varlıktır. Herkes için aklın yolu birdir çünkü.