top of page

Şiir, sezgi ve ilham yolu ile bilgi elde etme çabası olarak tanımlanacağı gibi, insanda estetik zevk ve heyecan uyandıran, ahenkli bir söz dizisi olarak da tanımlanabilir.


Bana göre şiir; simge ve imgelerin gizemine açılan bir keşif hareketidir.


Şair, tüm insanlığın konuşan evrensel dili ve yükselen sesidir. O; söz ustası, kelime kuyumcusu ve mısra mimarıdır.


Şair; insanı, eşya ve olayları şiir sanatının imkânlarıyla tanımlayan, aşkı, ölümü, dirimi, doğayı ve maverayı yeniden bir kez daha yorumlayarak estetik bir form içinde bize sunan adamdır.


Şair, şiirini oluştururken, dış dünyadan aldığı algıları, imge ve sembollerin yardımıyla iç dünyasına yansıttığı duygu ve düşünceleri, içinin en mahrem yerinde yoğurarak tekrar dış dünyaya bir fikir yumağı olarak bırakır. Şiirin ilk oluşumu böyle başlar.


Şiirin vatanı, bütün bir yeryüzüdür. Muhatabı bütün bir insanlık âlemidir. İnsanın, yaratıldığı günden bugüne kadar, onun en soylu eylemi söz yani kelamdır. Bütün coğrafyalarda kelam, çoğu zaman şiir biçiminde ifade edildi.


Şiir; gökyüzünün atlas maviliği, berrak akan bir su gözesi, çağlayan bir ırmak, sonsuzluğun özgür alanında kanat çırpan beyaz bir barış güvercinidir.


Şiir, bundan sonra da soylu bir ses, ürperten bir çığlık ve bir hoş seda olarak gök kubbede yankılanacaktır.


Şiir; dil, din, renk, mezhep, meşrep ve coğrafya ayrımı yapmadan bir yerde, haksızlığa başkaldırı, sessiz bir iç isyan ve bütün olumsuzluklara karşı muhalefettir.


Ey güzel insanlar; bugün Dünya Şiir Günü münasebetiyle bir şair olarak şiirin gizemli dünyasından, sizleri güzelliğe, barışa, kardeşliğe, iyiliğe, dostluğa ve sevgiye çağırıyorum.


Mehmet Atilla Maraş


Türkiye Yazarlar Birliği Başkanı

21 Mart, 2000, Ankara

bottom of page