Şiir; Latince Poema kökünden gelir, 'yapılmış, meydana getirilmiş' demektir. Arapçadan dilimize geçmiş olan şiir kelimesinin kökü, Şeara fiilidir. Şeara, Arapçada 'Bilmek' anlamındadır. Bu duruma göre şiir, bilgi elde etme usullerinden biri olarak ele alınabilir. Şiir, sezgi ve ilham vasıtasıyla bilgi elde etmektir. Şair, şuur da aynı kökten türemiştir.
Şiirin bugüne kadar yüzlerce tanımı yapılmıştır. Hiç bir tanım, hiç bir tarif tek başına şiiri açıklayamamıştır. Şiir, güzeli arama ceht ve çabasıdır. Bir başka tanıma göre şiir; insanda estetik zevk ve heyecan uyandıran, insana metafizik bir ürperti veren, sanatlı ve ahenkli söz dizisidir. Şiir için bir kaç tanım daha vermek yerinde olur. Şiir; esrar-ı rumuza açılan bir keşif hareketidir. İbni Haldun, "şiir, istiare ve tavsif üzerine inşa edilen beliğ kelâmdır.’ Der ünlü eseri Mukaddimede. Kısaca şiir; bir arayıştır, sestir, çığlıktır, musikidir.
Şiir; içimizde yoğrulan, yoğun duygu ve düşüncelerin, hatıra ve hayallerin, her biri bir işaret ve sembol olan harflerin ve kelimelerin yardımıyla, estetik bir form içinde, kâğıt üzerinde somutlaşmasıdır.
Şair; Söz ustası, kelime kuyumcusu, şiirin mimarı, gaybı kurcalayan adam, söz ülkesinin sultanı, kelimelerin arka planına vakıf, ayrıntılara inen adam olarak tanımlanabilir. Şairin çoğulu şuaradır.
Kuran-ı Kerim'e göre; 'Şairlere ancak azgınlar ve sapkınlar uyar. Cinlerin ve şeytanların kâhinlere ve şairlere verdikleri ilhamla onlar her vadide at koştururlar. Çoğu yalancıdır ve yapmadıkları şeyi söyleyip dururlar. Hicvederler veya methederler. Abartırlar. Ancak iman edip ‘Salih amel’ işleyenlerle, Allah'ı çok zikredenler (ananlar) müstesnadır.' (Şuara: 225-228)
Salih amel işleyen ve yaratıcıyı sıkça anan şairlerin ilham kaynakları ilahidir. Rabbani ve ilahî bir hazineden onlara birtakım ilhamlar ve zenginlikler verilebilir. Bu durum; şairlerin istek ve dileklerine, ilahî kaynağın bağışına bağlı hususi bir olaydır.
İlham, açıklanması güç bir iştir ve insan şuuruyla ilgili bir olgudur.
Şair mizaç yaratılıştaki bir insanın nefsi ilhama açık bir nefistir.(Nefs-i mülhime) Tasavvufi bir sınıflandırmaya bağlı olarak nefsin yedi mertebesinden üçüncü mertebede olanı ilhama açık nefistir. İlhamın kaynağı, rahmani olduğu gibi şeytani de olabilir. Bütün bu açıklamalar, kutsal kitabımızdaki ışığındaki açıklamalardır. Sanatkârların, şairler konusundaki yaklaşımları buna yakındır ancak değişik terim ve kavramlar kullanarak konuyu açarlar.
Şair, kendine güven duyan ve kendi başına buyruk biridir. Yani kendi kendisidir. Bunu başarması, sıradanlıktan kurtulması için, değişmesi ve başkalaşması gerekir. Şair Sezai Karakoç'a göre şair; ‘Kendinden memnun olmalı, kendine yetmeli, eserini sevmeli, eseri onu doyurmalıdır.’
Şair realiteyle ilgisini kesmemeli. Zaman zaman sanatkârlara mahsus fildişi kuleye çekilse de oradan inerek insanların ve olayların arasına karışmalıdır. Şair; İnsanı, eşyayı ve olayları şiir sanatının gücüyle yorumlamalıdır. Ölümü, dirimi, aşkı ve doğayı yeniden yorumlayarak şiir biçiminde estetik kalıplara oturtarak insanlara sunmalıdır.
Şuur: Bir şeyi anlama, tanıma ve kavrama gücü alarak tanımlanabilir. İnsanın kendi benliğinden ve varlığından haberdar olma hali, şuurlu bir haldir. Şuurlu olmak demek aklın başta olması ile eş anlamlıdır. Şuursuzluk , insanın kendi varlığını idrak edememesidir.
Tarih felsefecisi şair Prof. Dr. Şahin Uçar'a göre insan nefsinin mertebeleri gibi şuurun da mertebeleri vardır. Bunlar; hayvani şuur, insani şuur, metafizik şuur ve ilahi şuur alarak sıralanır. İnsani olan şuur; alt şuur ve üst şuur diye ikiye ayrılır. İnsani şuur katmanlarının her birinin ayrı ayrı işlevleri ve özellikleri vardır.
Şiir yazan bir şairin içinde bulunduğu hâl, şiirin sadece edebi bir ifade biçimi olarak değil, katılımdan, coşkudan, hayranlıktan, taşkınlıktan ve aşktan gelen bir hâldir. Kimi zamanlarda bu hâl, bir vecd hâlini de alabilir.
Şair; dış dünyadan aldığı algıları, imaj ve semboller kullanarak beş duyu yardımıyla iç dünyasına yansıtır. Şairin İç dünyasına yansıyan duygu, düşünce ve hayaller bu dünyanın en mahrem yerlerinde yoğrularak dış dünyaya bir coşku halinde ve şiir biçiminde aktarılır. Şiir böyle oluşur.