Şiirin özü, sözdür. Söz, yani kelam. Yazıdan önce kelam vardı. Atamız âdem kelamı biliyordu. Çünkü ona bütün isimler öğretilmişti.(bakara: 2/31) Âdem peygamber, (Farsça payam haber, peygamber, haberci demektir.) Allah’ın varlığını haber veren ilk insandır.
ŞİİR: Arapça şe, a, re kökünden gelir. (Çoğulu, eş’ar) Anlamı: Poetik bilgi demektir.
Şiir; duygu ve düşüncelerin, imge ve simgelerin yardımıyla, bir ahenk içinde bizde estetik heyecan uyandıran bir yazı türüdür.
Şiirin büyüleme gücü(teshir) vardır. Dil eğer hakkı, hakikati söylemezse şeytanın aldatmalarına kapılır. Şiir, kitleleri bu açıdan uyuşturabilir. İnsanı reel dünyadan kopararak hayal dünyasında gezdirebilir. Gerçekte var olmayan sanal bir evrende yaşatabilir. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Bu açıdan bakıldığında şiir, insan için her zaman faydalı bir alan değildir. Şiir sanatını böyle tenkit de edebiliriz.
Şair: Bilinci yerinde olan, bilgi sahibi, okuyan ve yazan adamdır. Bu açıdan şair mecnun değildir. Şair, şiir ve şuur Arapça aynı kökten türemiştir. Şairin çoğulu şuaradır.
Poema, şiir, poetika, şiir bilgisi demektir. Poem, yapılmış, meydana getirilmiş anlamındadır. Poet (şair), Latincede, bilen anlamındadır. Şair, yaratıcı zekâ sahibi kimsedir.
Fransız şair Charles Baudelaire diyor ki; ‘Üç kişiye saygı duyunuz:’ Savaşçı, Şair ve Derviş’
Şiir, güzel söz söyleme sanatıdır. Edebiyatın önemli bir dalıdır. Bizim medeniyetimizi inşa eden unsurlardan biri hiç kuşkusuz şiirdir.
Şiir, sözün terbiye edilmiş halidir. Bir üst dildir. Şiir, kelimelerle (sözle) yazılır. Söz, lafızdır. Şiir, darası alınmış lafızdır. Söz söylemek, onu telaffuz etmek demektir.
Şiir, bir işaret, bir imadır. Sessiz bir çığlıktır. Belki de ilahi, lahuti bir sestir. Ötelerden bize kadar gelen bir ses, bir sedadır. Bir başka deyişle şiir, yoğunlaşmış düşüncedir.
Şair, bir kelime kuyumcusudur.
Ve sen şairsin
Kelimeler ülkesindeki bilge
Sezai Karakoç
Şair; mana avcısı, sezgi ve ilham yoluyla bilgi elde eden adam.
Şiir, sonsuz bir deniz, umman-ı be-sahildir. Kıyısı olmayan bir deryadır.
Şiir; esrar-ı rumuza açılan bir keşif hareketidir. Şair ise keşşaf.
Şair olmak, şair doğmak, Allah’ın bir lütfudur. Hiç kimsenin söyleyemediği şeyi söylemek bir lütuftur.
Şiir, varoluşun ve aşkın bir bahanesidir. Ve şiir, evreni ve insanı bir okuma biçimidir.
Şiir dili; imge ve simgelerin dilidir. Dil, düşüncenin söze ve yazıya dönüşmesidir. Heiddiger’e göre dil, varlığın evidir. Bu açıdan konuşulan ve yazılan dillerden birini iyi bilmek gerekir. Bir şair için şiir yazdığı dilin, bütün inceliklerine vakıf olması gerekir. O dilin bütün bir kelime kadrosuna sahip olması önemlidir.
Yazı, M.Ö. 4500‘lerde Sümerler tarafından bulundu Mezopotamya’da çivi yazısı kil tabletlere işlendi. Her harf, bir varlığı simgeliyordu. Mezopotamya’dan Mısır’a giden yazı, Hiyeroglif olarak papirüslere işlendi.
Şiiri düz yazıdan ayıran özellik nedir? Fransız şair Paul Valery diyor ki; Şiir raksa, düzyazı düz bir yürüyüşe benzer.
Şair; Evreni yaratan mutlak güzeli ve onun sırlarını aramaya çıkmış, bunu remiz ve maznunlarla, ifade
etmeye çalışan adamdır. Ne diyor şair:
Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada nasıl?
Zamanın raksı ne bu yuvarlakta
Sonum varmış onu düşünsem asıl
Hep ben ayna ve hayal
Hep ben pervane ve mum
Sonra münker ve nekir
Baş dönmesi uçurum
ŞİİRİN YAPISI
Şiirin bir dış (şekil, biçim, form), bir de iç yapısı (öz, muhteva, içerik) vardır. Her ikisi de birbirini etkiler. Yani öz biçimi, biçim özü etkiler. Her biçim bir öz yaratır. Her öz kendine has biri biçim oluşturur.
Şiir neyin peşinde? Biz insanlar şiiri okuruz. Peki şiir neyi okur? Şiirin okuduğu alanlar şiirin ana temalarını teşkil eder:
Varlık:
Ontolojik olarak varoluş, mikro âlem, mikro kozmos (âlem-i sugra, insan), makro âlem, makro kozmos (âlem-i Kübra, kâinat, evren).
Bütün varlıkları yaratan, görünen ve görünmeyen âlemi(gayb) yaratan bir ve tek varlık vardır. Mutlak varlık Allah’tır. Allah’ın yaratması süreklidir. Gerçek yaratıcı Allah’tır.
Sanal olarak yaratılanlar ise bir modele bakarak insan eliyle yapılanlar, var edilenlerdir. Bina, makine, robot, bilgisayar, sanat yaratıları; resim, heykel musiki, mimari, edebi eserler (şiir, hikâye, roman), felsefi kanaatler, düşünceler vs.
Ölüm:
Sonrası, mavera (metafizik âlem) Orada diriliş, hesap, kitap, cennet, cehennem, araf...
Doğa:
Dünya ve makro kozmos; Güneşi, ayı, yıldızı ile bütün gökyüzü. Dağ, taş, toprak, deniz, nehir ile bütün yeryüzü,
Aşk:
Her şeyin esası. Bezm-i ezelde verdiğimiz söze sadık kalmak, yaptığımız sözleşmeye ‘evet’ (bela) demek. Aşk, belâdır.
‘ Yanmaktır aşkın bedeli efendim’. (Esrar dede)
Aşk imiş her ne var âlemde
İlim bir kıyl-ü kal imiş ancak (Fuzuli)