Güzel sanatlardan birini öğrenmek için önce o sanata ait terimleri (terminoloji) öğrenmek sonra da o sanat dalının düşünce biçimini öğrenmek gerekir.
Terimler ve sanatın düşünce dünyası, bize o sanatın dilini işaret eder. Demek ki bir sanatı öğrenmek için önce onun dilini bilmek gerekir. Öğrenilen bu dil yardımıyla o sanatın bütün incelikleri kavranılır ve o sanatın dili ile konuşulur. Şiir sanatını tanımak ve onu anlamak için de şiir dilini bilmek, bizim öğrenmemiz gereken en önemli ve öncelikli bir konudur. Peki o halde nedir şiir dili?
Şiir dili: Şiir sanatının yapısını, özellikle biçim olarak değil de öz olarak (içerik) bize tanıtan dildir. Bir başka deyişle bir şiirin, görünen biçimsel dış yapısından çok görünmeyen iç yapısının ne olduğu hususunu ancak şiir dili ile çözebiliriz.
Bir söz sanatı olan şiir, kelimelerle inşa edilir ve sonunda estetik bir yapıya ulaşır. Bu estetik yapının bize söyleyeceği bir şeyleri olmalı değil midir? O söylenen, o konuşan şey şiirin dilidir.
Her şairin kendine özgü oluşturduğu bir şiir dili olduğu gibi şiirin kendine has bir genel dili vardır. Bu dil, bütün şairlerin kullandığı ortak bir dildir. Her şairin şiir dilinin farklı oluşunu onların üslupları ile açıklayabiliriz.
Bir de şiirin yazıldığı bir dil vardır. Şiir hangi milletin dili ile yazılıyorsa bir şairin o milletin bütün dil inceliklerine vakıf olması gerekir. Şiire girecek kelimelerin seçimi ile birlikte dilin yaşanır olması da esastır. Ölü bir dille şiir inşa etmeye kalkışmak abesle iştigaldir.
Şiir dili; gündelik dilden farklı, zor anlaşılır bir üst dildir. Bu üst dili anlamak için kelimelerin ve kelimelerle yapılan cümlelerin (mısra) anlamını bilmek gerekir. Örnek olarak sevmek fiilini ele alalım. Seni seviyorum. (Seni beğeniyorum, sana aşığım, sensiz yaşayamam.) gibi anlamları var. Demokrasiyi seviyorum. (Demokrasiye güveniyorum, ilkelerini beğeniyorum.) Yurdumu seviyorum.(Ona her şeyimi feda edebilirim.) Allah’ı seviyorum. (Ona inanıyorum. O vardır ve her şeyi kuşatır.) Sevmek fiilinin bu cümlelerde ayrı ayrı anlam ifade ettiğine tanık oluyoruz. Cümle değiştikçe fiil, yeni anlamlar kazanıyor.
Bir dilin inceliklerini iyi bilmedikçe o dil ile yazılmış metinleri çözmek, özellikle şiir metinlerini çözmek oldukça zordur. Cümle tam anlaşılmadıkça cümleyi meydana getiren kelimeleri anlamakta güçlük çekeriz. Kelimeleri anlamak içinde o kelimenin yapısına (etimolojisine) vakıf olmak gerekir.
Şiir dili, bir imajlar (imge) dilidir. Bu dil, imajlar (maznun) dili olması bakımından normal gündelik dilden farklıdır. İmaj, şiirdeki mecazi ifadelerdir. Yani bizim dışımızdaki dünyaya ait harici nesnelerin zihnimizde uyandırdığı intibalardır.
İmaj, bir çeşit tasavvur veya idraktir. Nesnelerin muhayyilemizdeki yansımalarıdır. Hayal dünyamız (muhayyile), tedailerle (çağrışım) işlerlik kazanır. İmge denen şey, benzetme ve mecazlardır. Mazmun, sözün içindeki gizli anlamdır. Zımnen ifade olunmuş manadır. Demek oluyor ki bir kelimenin içeriğindeki gizli anlam, o kelimenin imgesini oluşturuyor.
Bir kelimenin, bir iç yapısı bir de dış yapısı vardır. Kelimenin iç yapısı o kelimenin mazmunudur. Kelimelerin iç yapıları bir araya gelerek şiir dilini oluşturuyor. İster modern şiirimiz olsun isterse geleneksel klâsik şiirimiz (divan) olsun imaj, şiirin temel unsurudur ve şiir dilinin kendisidir.
Şiir olarak tasarlanan bir konu, kurgulanıp muhayyilede var edildikten sonra, zihnin faaliyetleri olan sezgi ve çağrışım yoluyla yazılır. Bu yazılan metnin çözümü ve anlaşılması, şiir dilinin bilinmesine bağlıdır. Şiiri meydana getiren yapı, kelimelerden oluşmuştur. Kelimeler de mısra bütünlüğünü teşkil etmiştir. Bu şiiri okumak bu şiirin dilini bilmekle olur. Şiir dili dediğimiz şey, kelimelerin arka plânındaki anlamlardır. Bütünüyle şiir dili, bir teşbihler dilidir.