top of page

Somut Ve Soyut Anlayış

  • Yazarın fotoğrafı: Mehmet Atilla Maraş
    Mehmet Atilla Maraş
  • 3 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Güzel sanatlar, çeşitli etkenlerin tesiriyle ya somut (müşahhas, konkre), veya soyut (mücerret, abstre) bir düzlemde yer almaktadır. Kimi yazarlar, sanatçıların somut bir alandan soyut bir alana kaymalarını bir ‘sapma’ olarak nitelemektedir.


Soyut sanat anlayışının; ruhsal bunalım ve baskının, sorumsuz, sınırsız ve korkusuz bir boşalımın sonucu olduğunu söylüyorlar. Bu anlayıştaki sanatkârların eserlerinde hep hastalıklı bir yapının varlığından söz ediyorlar. Bu yaklaşımlar daha çok batılı sanatçılar için varsayılıyor.


Bugün batılı insanın çağdaş teknoloji ve makine ile iç içe olması, içinde yaşadığı sosyal ve ekonomik şartların sonucu olarak ruhsal açıdan birçok sorunlar yaşamaktadır. Çoğu ruh ve sinir hastasıdır. Şizofren, melankolik, alkolik, morfinman sanatçılar olduğu gibi, sanatçılar arasında etik sapmalar da yaygındır.


Gözle görülen ve elle tutulan her şeyin bir sınırı vardır. Soyut bir alanda bir sınırlamadan, bir kayıtlamadan söz edilemez. Klâsik sanat anlayışlarında soyut bir alandan çok somut bir alan söz konusudur.


Kimi düşünce adamları, somut sanatı matematiğin, soyut sanatı da geometrinin kurallarıyla açıklamaktadırlar. Soyut sanat anlayışının ürünlerini anlama, tanıma ve onlardan zevk almak için insanın öncelikle sanata karşı bir sempatisinin olması gerekir. Bir toplum sanata karşı ilgisiz ise ortaya çıkan eserler de sahipsiz kalacaktır.


Soyut sanat yapmak gelenekten kopmayı asla gerektirmez. Geleneğe bağlı kalarak da somut alanlarda sanat eseri verilebilir. Soyut sanat eserlerinden zevk alamayan ve hatta anlamadığını söyleyenlerin sayısı oldukça kabarıktır. Bu tür eserlerin neyi anlatmak istediğini çözemeyenler, sanatçılara birçok sorular yöneltmektedirler. Sanatkârlar bu sorulara cevap bulmakta oldukça zorlanmaktadır. İçilen bir kahvenin tadını tarifte zorlandığımız gibi…


Günümüzde sanat, teknolojinin ağır baskısı altındadır. Eşyanın hükümranlığına son verecek bir anlayışın, yeni zamanlarda insan ruhuna egemen olmasıyla ancak insan eşyanın tutsaklığından kurtulabilecektir. Eşyanın elinden kurtulan sanatkâr; yeni, diri, ve kalıcı eserler verme imkânına bir kez daha kavuşacaktır.


Batı insanı, yüzyıllar boyunca, içinde yaşadığı adaletsiz hayat şartlarının, tahrif edilmiş bir inancın baskısı altında ve mevcut realitelerin etkisiyle küfre ve isyana bulandı. Sanat alanında verdiği eserler, isyanın ve inkârın verimleri olageldi. Yaşadığı hayatın iğrençliği ve çirkinliği karşısında zaman zaman isyan etti, zaman zaman intihar.


Son iki yüzyıllık Batı sanatı, eşyayı ve doğayı tersinden okuyarak insan ruhunda meydana getirdiği boşluklar yüzünden bir bunalımlar ve krizler sanatı oldu.


Bugün batıda soyut sanat anlayışı, daha çok kendini resim sanatı alanında kabul ettirmiştir. Soyut sanatın resim alanındaki yankısı, nonfigüratif ve sürrealist birer akım olarak sürmektedir.


Sürrealist akımın resimdeki en önemli iki temsilcisi Picasso ve Salvador Dali’dir. Bu ressamlara göre soyut sanatın psişik olaylarla yakın ilgisi vardır. Soyut sanat, çok garip ve mevcut toplumun normal alışkanlıklarının dışında bir takım normlar ortaya koyar. Bu anlayıştaki resim sanatı için delilerin, manyakların, melankoliklerin ruh dünyasını yansıttığı söyleyenler çoğunluktadır. Batıda bir zamanlar romantizm akımı, nasıl ki veremli hastalarda hayranlık uyandırdıysa, bu tür resimler de toplumun kabul edilmiş normlarının dışında yaşayanlar tarafından kabul görmekte ve hayranlık uyandırmaktadır.


Batıda bir zamanlar ‘Genç Verter’in Acıları’nı okuyanlar bir intihar furyasına ve modasına kapıldılarsa bugün de aynı batı, bu tür resim anlayışlarının etkisinde kalmaktadır. Etkiye kapılanlar toplumun yerleşik nizamını değiştirmek için ya baş kaldırıyorlar veya pasif direnişler gösteriyorlar.


Bir zamanlar batıda gençler arasında çok yaygın bir akım olan ‘Hippilik’, toplum normlarına bir çeşit başkaldırıydı. Acayip giyim kuşamlarıyla, Hıristiyanlıktan uzaklaşıp Uzak Doğu’da Budizm’i aramakla, müzikte ‘Heavy metal’ anlayışına kadar, bugün batı gençliği bir hevesin, bir arayışın, bir modanın gönüllü kurbanları arasına girmektedir. Ancak bütün bu moda hevesler elbette geçicidir. Kalıcı olan, bütün insanlığı kuşatacak evrensel arayışlardır.

bottom of page