| Mehmet Atilla Maraş’ın Şiir Külliyatı: Merhaba Ey Kalbim | Meral Aydın
- 2 Nis
- 5 dakikada okunur
Şair bir milletin kalbidir, vicdanıdır.
Günümüzdeki şiir ve şair sözcüklerinin anlamına bakıldığında eskisine göre bambaşka bir manaya evrildiği görülür. Bu durum şiirin ve dahi şairin doğru anlaşılamamasından kaynaklanır. Her nereden başlaysa bu anlayış, şiir deyince akla sadece değişen ve dönüşen başka bir kavram olan aşk ile ilgili ilişkiler gelir. Bu yanlış bir tutumdur.
Şiir, insanın kelimeye bürünmüş şekli, tüm varlığın birleştiği tefekkür çatısı ve fikirlerin hür mürekkebidir. Evet aşk, ayrılık, hasret, özlem gibi konular da ele alınır fakat şiir aslında evreni anlatır. Bu yüzden önce “Şiir nedir?” sorusunun cevabını iyi anlamak gerekir.
Gerçek bir şair, dünyanın sahip olduğu en değerli hazinelerden biridir. Bilhassa kültür sanat hususunda önemli şahsiyetlerdir.
“Şair, geleceği bugüne çeker. Bizden birkaç yüzyıl ileride yürür. Ülkemizin, geleceğin yüzüne işlenmesini istiyorsak ki bundan başka kaygı, kaygı olmaya değmez ve yaşamak bunun için olursa anlam var demektir, onu bugünden şiirin ve edebiyatın, sanatın, kültürün malı yapalım. Çünkü bugün şiir ve edebiyata giren, yarın hayata girecek.”
Biraz önce ifade ettiğim gibi, belki de şiirin ve şairin doğru anlaşılmamasından süregelen bir sonuç da iyi şiir kitaplarının ortaya çıkamamasıdır. Ülkemizde kitap bastırmanın zor olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Bu durumda ya iyi yazanlardan bihaber olunmakta ya da tüm engelleri aşıp bastırılan kitapların kalitesi düşük olmaktadır. Özellikle şiir kitapları bu konuya örnektir. Elbette bazılarını tenzih ederek söylemek gerekir.
Günümüzün yaşayan, kıymetli şairlerinden biri de şüphesiz Mehmet Atilla Maraş’tır. Dolayısıyla onun kitapları idrak edilebilmesi adına iyi incelenmeli ve anlaşılmalıdır. Bu yazının yazılış amacı da şairin “Merhaba Ey Kalbim” kitabını anlatmak, okumayanlar için tanıtmaktır.
Yedi kitabım var, yazılmışyedi uzun şiir.
Yedi çocuğum var, aşk olsunyedi ayrı fikir.
Şairin kendi deyimiyle “yedi çocuğunu” bir çatı altında topladığı kitabı Merhaba Ey Kalbim, Ocak 2017 tarihinde ilk baskısı Öncü Basımevi tarafından yapılan, Edebiyat Ortamı Yayınları’ndan çıkan 407 sayfalık külliyatta 244 şiir bulunur. Bu kitapta şair Mehmet Atilla Maraş, 1976-2016 yılları arasında yayınlanmış tüm şiir kitaplarını bir araya getirmiş ve okurlarına sunmuştur. Kitap yedi bölümden oluşmakla birlikte her bölüm bir kitabını kapsar. Sıralama çıkış tarihine göre yapılmış, eskiden yeniye doğru dizilmiştir. 1976 yılında basılan ilk şiir kitabı “Doğudan Batıdan Orta Doğudan” ile başlayan eser, 2016 yılında çıkan “Asel” adlı kitabıyla son bulur.
Hemen her bölümün başında divan edebiyatı şairlerimizden birer beyit bulunmaktadır. Beyitler, başlangıcında bulunduğu kitabın içeriği ve konusuyla ilintilidir. Şair ağırlıklı olarak Allah ve Peygamber aşkı, memleket hasreti, tefekkür ve ölüm konularını işlemiştir.
İlk bölüm olan “Doğudan Batıdan Orta Doğudan” kitabının büyük bölümü öz kültürü olan Urfa’ya yazılan şiirlerden oluşur. Urfa kültürü üzerinden doğu anlayışının yanında şair, kendini ve iç dünyasını şiirle harmanlayıp bir demet halinde okura sunmuştur.
“Çıkış” ve “Sergüzeşt-i İbrahim” adlı eserler dikkat çeken önemli şiirlerindendir.
Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 1981 senesinde “Yılın Şairi” ödülüne layık görülen “Şehrayin” kitabı, Merhaba Ey Kalbim ’in ikinci bölümünde yer alır. Beyit şeklinde şiirlerin de bulunduğu bu bölüm, divan şairlerinden Nefi’nin şu beytiyle başlar:
Derdim nice bir sînede pinhân ederem benBir âh ile bu âlemi virân ederem ben
Bu beyitten de anlaşılacağı gibi kitabın konusu insandır. Dünyayı kasıp kavuran savaş hâlinden, bundan en çok etkilenen çocuklara kadar uzanırken şair, durumu şu sözleriyle ifade etmiştir:
Şaire çıktıysa adımız sebepsiz değil.
Evet çünkü içimde bir yer yanıyor bir yığın acımasız tablo kör ve rezil olarak karşımda duruyor.
Bu bölümde yer alan en güzel şiirlerden biri de “Şehinşah” adlı eserdir. Bu şiirde dünyayı bir çilehaneye benzeten şair, “üç ara not” ile öğüt vermeyi unutmamıştır:
Bir: Deniz görmemiş bir dağlının yosundan, martıdan söz etmesi sahtedir.iki: Mucibince amel edilmeyen söz dahi zayi olmuş demektir.üç: Bilinmeyen bir şeyin peşine düşmek fiil olarak beyhudedir.
Şairlik hassas ve vicdanlı olmayı gerektiren bir durumdur. Mehmet Atilla Maraş, yaşadığı dönemin betimlemesini ve çizgisini iyi resmeden şairlerdendir. Bu bakımdan gelecek nesiller de göremediği tarihin, kültürün hatta yaşayışın yansımalarını onun şiirlerinden okuyabilecektir.
1983 yılında yayınlanan ve daha sonraları “Aney Şairi” olarak anılmasına sebep olacak şiiriyle aynı adı taşıyan Aney kitabı bu külliyatın üçüncü bölümünü oluşturur. Daha çok hüzün yüklü gurbet şiirlerinin var olduğu bu kısmın en başında kendisi gibi Urfalı olan şair Yusuf Nabi’nin “görmüşüz” adlı gazelinden bir beyit bulunur:
Bağ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz.
Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüşüz.
(Zaman bağının baharını da gördük güzünü de. Üzerimizden neşe rüzgârları da geçmiştir, gam fırtınaları da.)
Mehmet Atilla Maraş, bir söyleşisinde ifade ettiği “Urfa, adamı şair eder.” cümlesini destekler nitelikte bu bölümde de memleketi Şanlıurfa’ya şiirler yazmayı ihmal etmez. Annesine yazmış olduğu ve kitaba ismini veren “Aney” şiiri yer yer öz kültüründen de bahsettiği en değerli yapıtları arasındadır. Ayrıca bu bölümde bulunan “Mağara Şiiri” adlı eser Urfalı bestekâr Kadir Algın tarafından bestelenmiştir.
İçindeki hüznü taşıyan bir isim olarak seçtiği “Zor Sözler” adlı kitabı dördüncü bölümdür. Şair, “zor sözler” ifadesiyle boğazına takılan acı sözlerin dilinden aktığını belirtirken bir yandan da düşündürür.
Yazılsın şu dünyanın şiir haritasına adın
Ol zarif şuaradan bir Cahit geldi, gitti
Kadim dostu Cahit Zarifoğlu’nun vefat ettiği 1987 yılında basılan kitapta, usta şairi kaybettikten sonra kaleme aldığı “Ol Zarif Şuara’dan” şiirini büyük bir özenle okumak gerekir. Beyit şeklinde yazılan şiir, özlem yüklü olduğu kadar okurun, ölümün kekremsi havasını da solumasını sağlar.
Hayatında önemli yeri olan Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu’nun izlerini en çok bu kitapta görmek mümkündür. Şair, kimi zaman onların şiirlerine gönderme yaparken bazı şiirlerinde de isimlerini zikrederek şiiri daha da anlamlı kılar.
Beşinci bölüme gelindiğinde “Merhaba Ey Hüzün” adlı kitap karşılar okuru. Divan şiirinin yapı taşlarından olan Fuzuli’nin bir dizesiyle başlayan kitap daha çok tefekkür şiirlerini barındırır:
“Bi vefadır dar-ı dünya kimseyi şad eylemez.”
(Vefasız olan dünya, kimseyi mutlu etmez.)
Kitabın ilk şiiri “Münacaat”tır. Devamında dostlarına yazdığı şiirlerden “Ölüm Geçer Ad Kalır” adlı Rasim Özdenören’e ithaf ettiği eser ile Cahit Zarifoğlu’nun ağabeyi Sait Zarifoğlu’nun vefatına müteakip yazdığı “Zarif İnsanlar” şiiriyle onlara karşı duyduğu vefayı satır aralarından duymak mümkündür.
Şehremini Şiiri
Diyebiliriz ki kitabın en dikkat çeken şiiri Şehremini’dir. Şiirin bir bölümü aşağıdadır:
Sahi bu balkon da nedir?
Kiler mi mezarlık mı?
Çocuk ölümlerine bir dipnot
Hayatla pazarlık mı?
Yoksa balkon, sokağa açılan
Açık penceresi mi evin?
...
Bu şiire bakıldığında Sezai Karakoç’un “Balkon” şiiri hatırlanırken, Mehmet Atilla Maraş için önemini kavramak gerekir. Çünkü bir şairi hakkıyla anlayabilmek adına onun yaşadığı dönemi, psikolojisini ve etkilendiği ustaları bilmek mühimdir.
Son Bölümler ve Değerlendirme
Daha yaşarken en sevdiklerini kaybeden Mehmet Atilla Maraş, bilhassa “Adanmış Şiirler” diye adlandırılan altıncı bölümde bu duyguları yoğun şekilde işler.
Kitabın son bölümünde şair “Asel” ile karşımıza çıkar. 2016 yılında çıkan bu kitap, adeta bir vefa borcunun ödenişidir. Şair, şiirlerini çoğunlukla kişilere ithaf etmiştir.
Maraş’ın düşünce dünyasına bakıldığında Yedi Güzel Adam’dan etkilendiği görülür: Cahit Zarifoğlu, Mehmet Akif İnan, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Erdem Beyazıt ve Nuri Pakdil…“Merhaba Ey Kalbim” hem kadim şiirin izlerini taşır hem de modern şiirin önemli eserlerindendir. Şiir ve edebiyata meraklı herkesin okuyabileceği nadir eserlerden biridir.
Mehmet Atilla Maraş, 1 Temmuz 1949 tarihinde Urfa’da doğmuştur. Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesini bitirmiştir. Öğretmenlik, mühendislik ve yöneticilik yapmıştır. Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanlığı yapmış, bir dönem Şanlıurfa milletvekili olmuştur.
Yurt içi ve yurt dışında düzenlenen etkinliklere katılmış, şiirleri birçok dile çevrilmiştir. Çeşitli ödüller almıştır.