Bir Fikir Ve Aksiyon Adamı Zübeyir Yetik
- Mehmet Atilla Maraş

- 24 May 2025
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 28 Ağu 2025
(1 Ocak ,1941 Siverek – 8 Mayıs, 2025 Ankara)
İlk okulu Siverek ve Ceylanpınar’da, Ortaokulu Siverek’te, Lise ve Öğretmen Okulu’nu Urfa’da
bitirdi. Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi
İşletme Fakültesi’nde lisans üstü öğrenim gördü. 1961- 62 yıllarında askerliğini yedek subay
olarak Manisa ve İzmir de yaptı.
1958 – 60 yıllarında Urfa’da, Demokrat Urfa Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaparak yazı
hayatına başladı. Bu süre zarfında vekil ilkokul öğretmenliği yaptı.
Zübeyir Yetik, İslami Düşünce Akım’ının, yakın tarihimizdeki önemli isimlerinden biridir. ’1960
Kuşağı ‘İslamcı ve Büyük Doğucularındandır. Gazeteci, yazar, fikir, dava ve cemiyet adamıdır.
Birçok dernek ve sendikanın kuruculuğunu ve yöneticiliğini yapmıştır. 1974’te Urfa’dan
ayrılarak İstanbul’a yerleşti. Millî Gazete’nin Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. Bu
gazetedeki idari görevine ilaveten gazetede günlük köşe yazıları da yazdı.
Gazetedeki yazı hayatı 1984’e kadar devam eder. Yurdun birçok il ve ilçelerinde konferanslar
verir. Konferanslarla iyi bir hatip olduğunu kanıtlamış olur. O sadece bir yazar değil aynı
zamanda iyi bir konuşmacı ve iyi bir söz ustasıdır. Konferanslar verme eylemi, üstadı Necip
Fazıl’dan tevarüs eder.
1976 da Ankara’da Öz Metal İş Sendikası’nın kurucuları arasında yer alır. Hak-İş Sendikası’nın
temelinde onun emeği vardır. Memur-Sen’e bağlı Bem-Bir-Sen’i kurmuş ve bir süre Genel
Başkanlığını yapmıştır. 6 Ocak 2000 yılında Memur-Sen Genel Başkanı Mehmet Akif İnan’ın
vefatı üzerine bir süre bu konfederasyonun Genel Başkanlığını üstlenmiş, ancak olumsuz
birtakım olaylar nedeniyle sendikadan istifa ederek sendikacılık serüvenini tamamen
noktalamıştır. Sonraki yıllarda kendini tamamen yazı hayatına verdi. Akit Gazetesinde köşe
yazarlığı 1992’den 2002’ye kadar on yıl sürdü. Bu arada peş peşe telif kitapları Beyan
Yayınları arasından çıktı. Bunlar içinde en dikkate değer olan eseri, ‘İnsanın Yüceliği ve
Guenoniyen Batinilik’tir. Rene Guenon, (1886-1951) Şeyh Abdülvahid Yahya adıyla da tanınan
Fransız metafizikçi bir yazardır. İslam, Hint ve Çin tasavvuf doktrinlerini, entelektüel bazda
ele alan ve modern dünyayı her yönüyle tenkit eden görüşleriyle tanınan bir düşünce
adamıdır.
Zübeyir Yetik’in yazı hayatı sadece gazetelerde devam etmemiş, dönemin önemli ve belli
başlı sanat, edebiyat ve fikir dergilerinde şiir, inceleme, anı, siyaset, felsefe, ekonomi ve
denemeleri yayınlanmıştır. Bunlar; Hilal, Yeni İstiklal, Türk Yurdu, İslam, Oku, Çağrı gibi
dergilerdir.
Zübeyir Yetik Bey’i ilk nerede tanıdım, nasıl tanıştık? 1966 yılı Haziran ayında Urfa Lisesinden
mezun olmuştum. Urfa’da o yıl Şafak Gazetesi yayın hayatına başlamıştı. Gazetenin sanat
sayfasında şiir ve yazılarım yayınlanıyordu. Yazı hayatım da bu gazetede böylece başladı.
Zübeyir Bey o yıl İzmir’den Urfa’ya dönmüştü. Gazetenin sanat sayfasında şu arkadaşların
edebiyat ürünleri yayınlanıyordu; Ahmet Fazıl Döğücü, Celal Ülgen, Mehmet Taplamacı ve
benim. Bu arkadaşlarla, aynı yıl, altı sayı süren Balıklı Göl adlı bir sanat edebiyat dergisi de
çıkarmıştık.
Zübeyir bey, Urfa’da böyle bir edebiyat, sanat gurubu kuran arkadaşlarla tanışmak istemiş ve
gazeteye gelmişti. İlk tanışmamız Gazetenin idarehanesinde oldu. Gazetede başlayan
sohbetlerimiz daha sonra ev ortamına taşındı. İlk sohbet toplantımız Zübeyir beyin evinde
gerçekleşti. Bu tür toplantıların devam etmesi için bir mekâna ihtiyaç vardı. Bu sırada
hemşerimiz şair ve yazar Mehmet Akif İnan, Ankara Türk Ocağı merkez müdürüdür. Zübeyir
Bey Akif İnan’a, ocağın bir şubesinin Urfa’da açılmasını teklif eder. Genel merkezin, açılış ve
yer kiralamak için gönderdiği 500 lira ile bir yer tutulur, içinin mütevazi tefrişi yapılır ve ocak
açılır. Ocağın yeri, Urfa Saray Önü Caddesi, Cip Meydanı’na yakın bir yerdedir. Küçük, tek
gözlü bir oda, bir tahta masa, bir kitaplık ve evrak dolabı, üç sandalye ile mütevazi bir şekilde
ocağın açılışı yapılır. Dolapta; karar defteri, gelen giden-evrak defteri, demirbaş eşya defteri
ile bir takım Türk Yurdu Dergisi ciltleri yer almaktaydı.
O tarihte Zübeyir Bey Alparslan İlkokulu’nda öğretmendi. Hafta sonları Urfa merkez
köylerinden Kısas ’ta, askerlik yerine ilkokul öğretmenliği yapan Maraşlı Durmuş Ali Eker de
gelirdi ve ocakta sohbet yapardı. Ocaktaki bu sohbetlere, benimle arkadaşım İbrahim Halil
Çelik te katılırdı. Ocağa yakın olan Kapaklı Pasajı’ndaki ‘Terzi Ekrem’in dükkanına uğrar bir
süre Ekrem’in dükkanında çay sohbetinden sonra pasaja yakın bir konumda olan ocağa
uğrardık. Durmuş Ali Bey Ocak’ta edebiyat sohbetleri yapar, Üstat Necip Fazıl’dan, Peyami
Safa’dan ve Osman Yüksel Serdengeçti’den bahisler açardı.
Zübeyir bey, genç yaşta gurbete çıkmış, İzmir’de bir eczanede çalışmış, bir yandan da
İzmir’de haftalık yayınlanan “Fedai” adlı dergide ateşin yazılar yazmıştır. Derginin sahibi
Kemal Fedai Coşkuner, Neşriyat Müdürü Zübeyir Yetik’tir. (1962-65)
1966 da İzmir’den Urfa’ya dönünce, Urfa Kız Öğretmen Okulunda, pedagojik derslerin
sınavına girer ve okuldan ilk okul öğretmeni olarak mezun olur. Akabinde Alparslan
İlkokulunda öğretmenliğe başlar.
Zübeyir Bey bir yandan Alparslan ilkokulunda öğretmenlik yapıyor, bir yandan ocaktaki işleri
organize ediyor, diğer yandan Şafak Gazetesi’nde iki gün köşe yazısı yazıyordu. Gazetenin
serlevhasında “Günlük Gazete” yazmasına rağmen haftada iki gün yayınlanıyordu.
O yıl Urfa’da çok ilginç bir olay oldu. Urfa Cumhuriyet İlk okulunda derslere başörtüsüyle
giren Melahat Armağan Hoca Hanım, Milli Eğitim İl Müdürlüğüne şikâyet edilir. Müfettişlerin
biri gider, biri gelir. Yazdığı yazılarıyla Melahat Hocayı daha rahat savunabilmek amacıyla
Zübeyir Yetik Bey, Urfa’da “Milliyetçi Öğretmenler Sendikası’nı kurar. Sendikanın başkanı
sıfatıyla Urfa halkına bu olayla ilgili beyannameler neşreder. O sıralar Türkiye Öğretmenler
Sendikası(TÖS) da Urfa’da şube açmıştır. Zübeyir beyin sendikal faaliyetleri karşı sendikanın
faaliyetlerini gölgede bırakınca o dönemin Valisi, Emniyet Müdürü ve Milli Eğitim Müdürü,
sol sendikaya destek verirler. Bu sırada Şafak Gazetesi’nde yazdığı yazılarla Melahat
Armağan’a destek veren Zübeyir Yetik ile öğretmen Melahat Armağan açığa alınır. Yapılan
soruşturmalar sonunda Zübeyir Yetik’in öğretmenliğine son verilir. Melahat Hoca Hanıma
öğretmenliği iade edilirse de başörtüsüz çalışmayı kabul etmediği için görevinden istifa eder.
Böylece kamuoyunda ilk “Başörtüsü Olayı” Urfa’da meydana gelir. Ankara’da 1968 de İlahiyat
Fakültesi’ndeki başörtüsüyle ilgili “Hatice Babacan Olayı”, Melahat Armağan’dan sonradır.
Zübeyir Yetik işinden olur ama onun mücadele azmi, daha da artarak bilenir. Türk Ocağı ve
Milliyetçi Öğretmenler Sendikası’ndan sonra Urfa’da’ Urfa İlim ve Fikir Yayma Cemiyeti’ni
kurar. Tanınmış birçok konferansçıyı Urfa’ya davet eder. Cemiyet adına 1967 de Üstat Necip
Fazıl’ı, konferans vermesi için Urfa’ya davet eder. Daveti yapanlar, “Urfa Büyük Doğucuları ”
olan Zübeyir Yetik ve arkadaşlarıdır. Bunlar; Mehmet Akif İnan, Mustafa Yazgan, Yusuf
Demirkol, Nihat Armağan ve Fehmi Gayberi’dir.
Fehmi Gayberi’nin bana anlattığına göre, Zübeyir Yetik’in ailesi ile Fehmi Gayberi’nin ailesi,
Urfa Siverekli Mahallesindeki avlulu evi birkaç yıl ortak kullanmışlardır.
Öğretmenlikten alındıktan sonra Zübeyir Yetik, bir süre Urfa Belediyesi Hal Pazarı
Müdürlüğünde bulunur. Oradan ayrılarak bir süre de Urfa’da Akbank’ta memurluk ve serbest
muhasebecilik yapar.
11 Nisan 1974’te Antalya Aksu Öğretmen Okulu’ndaki tarım öğretmenliğinden ayrılarak
Adana Devlet Su İşleri 6. Bölge Müdürlüğü’ne ’İşletme Mühendisi’ olarak atandım. Adana’da
kaldığım süre içinde Zübeyir Yetik Beyle olan irtibatım tekrar başladı. Bu tarihte Zübeyir Bey,
Ankara Hukuk Fakültesi’ndeki öğrencidir. Bu fakültedeki kaydını iptal ederek Adana İktisadi
ve Ticari ilimler Akademisi’ne kaydını yaptırır. Okulun devam mecburiyeti yoktur. Okul ile
olan ilişkilerini ben takip ediyordum. Sınav zamanları Adana’ya geldiğinde de onu bizim evde
misafir ediyordum. Dört yıllık süreyi tamamlayınca bu fakülteden mezun oldu.
1976 da Millî Gazete ’deki görevinden ayrılarak İstanbul’da ”Çığır Yayınları” adıyla bir
yayınevi kurdu. Kırkın üstünde kitap yayınladı. Ortakları ile anlaşamayınca yayınevinden
ayrıldı ve İstanbul’da Kızılay Kurumu’nda memuriyete başladı. Bir süre sonra İSKİ’de ‘Basın
Müşaviri’ olarak çalıştı ve 2003 yılında kendi isteği ile buradan emekli oldu.
Urfa’da bulunduğu yıllarda kurduğu üç dernekten sonra, arkadaşlarıyla birlikte “Harran
Üniversitesi Kurma Derneği” kurup bir süre başkanlığını yaptı. O derneğin yoğun çalışmaları
sonunda Urfa’da Harran Üniversitesi resmen kuruldu.
Bizden bir kuşak önde olan Zübeyir ve arkadaşları, 1959 yılında Urfa’da DERYA adlı bir kültür
ve edebiyat dergisi çıkarmışlardır. Bu dergi, Urfa basın hayatındaki ‘ilk dergi’ olma özelliğine
sahiptir. Bu dergideki yazı yazan imzalar şunlardır: Mehmet Akif İnan, Zübeyir Yetik, Nihat
Armağan, Abdülkadir Billurcu, İbrahim Kızılgül, Bakır Nabi Kılıçoğlu, Hüsnü Ata, Sabri Aslan,
Mehmet Emin Balyan ve Ahmet Rüzgâr. Dergi-gazetenin sahibi ise Cemal Kayardır.
Zübeyir Yetik beyle 1975 ten 1986’ya kadar on bir yıl boyunca mektuplaştık. Mektuplar, o
dönemin en önemli ve etkili haberleşme aracıydı. Bana yazdığı mektupların bir kısmı kendi el
yazısı, bir kısmı da daktilo ile yazdıklarıdır. Şimdi bu çağda ne daktilo makinesi var ne de
‘Mektup’ denilen yazı türü. Ne ‘daktilo’ ne de ‘dolmakalem’ artık kullanılmıyor. Yürürlükten
kalktı, müzelik malzeme oldu. Hızla gelişen teknoloji birçok şeyimizi bizden alıp götürdü.
Bu yazı, Sebilürreşad Dergisi'nin Temmuz 2025 ,1114. sayısında yayınlanmıştır.