top of page
Takdim

Hayatımız, zamanın en küçük parçası olan ‘an’ ların toplamından ibarettir. Yaşamak, anın gereğini yapmak demektir.

İnancımıza göre, bizler için takdir edilmiş bir ömür vardır. Ömrümüz, yapıp ettiklerimizin toplamıdır.

Hafızamız; yaşadıklarımızı sakladığımız, yeri geldiğinde sakladıklarımızı hatırlayabilmemiz için var olan belleğimizdir.

Milletlerin de aynen insanlar gibi belli bir hafızaları vardır. Hafızasını kaybeden toplumlar, kendi yaşadıkları tarihi de kaybetmiş olurlar. Tarih; insanlığın toplam hafızası, toplam hatıralarının bütünüdür.

Hafızamız; yapıp ettiklerimizi, hayallerimizi, gördüğümüz yaşadığımız olayları, içinde bulunduğumuz çevreyi hatırlamamızı sağlayan beşeri yapımızın önemli bir parçasıdır.

Zaman zaman, yaşadıklarımızdan hatırladıklarımızın unutulmaması ve kaybolmaması için onları yazıya aktarma, yazılı bir metin haline getirme isteğini hep duymuşuzdur. Bu, kendi hayatını önemseyenler için önemli bir görevdir. Çünkü eskilerin deyimi ile ‘Hafızayı beşer, nisyan ile maluldür’. Yani insan hafızası, unutkanlığı ile bilinir.İnsanın, yeni şeyleri belleğine kaydedebilmesi için, eski bildiklerinin bir kısmını unutması, doğal bir olaydır.

Hatıralar, bir otobiyografi hükmünde değildir. Benim anılarım, benim hayatımın ya da kişisel tarihimin bizzat kendisidir.

Ben, hayatımı ve hatıralarımı yazarken, aynı zamanda kendi kişisel tarihimi de yazmış oluyorum. Eskilerin ‘Tarihçe-i Hayat’ dedikleri şey. Benim hatıralarım, benim hem kendi kişisel tarihim ve hem de kendi hafızamdır.

Kesin olmamakla beraber hatıraları; siyasi, edebi ve kişisel hatıralar olarak sıralayabiliriz. Benim böyle bir hatıra yazmamda, elbette bu üç unsurun tamamı vardır. Çünkü benim hem edebi bir yanımın, hem bürokratik ve hem de siyasi bir yanımın olduğu bir gerçektir.

Hatıralarım içinde, yazılmasını uygun bulduğum, hayatımın çeşitli kesitlerindeki anılarımı kaleme almanın, hep doğru bir şey olacağı kanaatini taşıdım.

Anılarımı yazarken, günlük tuttuğum iki cilt defterdeki notlarımdan yararlandım. Günlükler birike birike, zamanla bir hatıra defterine dönüşür. Bu açıdan günlük tutulan notları da hatıralardan saymak yerinde olur. Bazen de hafızamı yoklarken aklıma düşen yaşadığım olaylardan da yaralandım.

Yaşadığım yetmiş yıllık hayatım boyunca; edebi çevrelerde, bürokratik çevrelerde ve siyasi çevrelerde birçok olay yaşadım ve birçoğuna da tanık oldum. Bu çevrelerden onlarca yüksek bürokrat, onlarca önemli siyasetçi, edebi çevremde de önemli şahsiyetler, yazarlar, hikâyeciler ve şairler tanıdım. Bir çoğu ile dostluklarımız, arkadaşlıklarımız oldu. Bunlardan aklımda kalanlarını, hafızamda yer tutanlarını ‘Şair ve Yazar Dostlarım’ adlı bir kitapta topladım ve birinci cildini yayınladım. İkinci cildin çalışması sürmektedir.

Bizim yaşımıza gelmiş, üç çeyrek asrı geride bırakmış yazarlar için, anılarını kağıda dökerek kayıt altına almak oldukça önem arz etmektedir.

Okuyucular, bu ömür beyanımda bana ait olan birçok şey bulacaklar, beni yakından tanıyacaklardır. Bununla beraber, yaşadığım dönemlere ait birçok önemli olayın ipuçlarını da görmüş olacaklardır.

Bir şair ve yazar olarak, tarihe tanıklık etmem, benim için kaçınılmaz bir görev olmalıdır. Çünkü sanat adamı, çağına ışık tutan ve tanıklık eden adamdır.

Bu güne kadar hatıralarını yazıp yayınlayanlar olmasaydı, tarihte yaşanmış birçok olayı, bu şahitlerin şahadetiyle, görmeden geçecektik. Bu açıdan; söylenecek sözü olanların, yaşanmış kayda değer hatırası olanların, bir sorumluluk bilinciyle bunları kaleme alıp yayınlaması, bir insanlık borcu olduğu gibi, yaşadığı coğrafyaya, içinde bulunduğu topluma ve topraklara da bir aidiyet borcudur.

Kalem, yazmak zorundadır.

Yazarın yazma sorumluluğu, ona yazma zorunluluğunu da yüklemektedir.

Maksat nedir?

Maksat; yaşadığı tarihe tanıklık ederek, geleceğin edebiyat araştırmacılarına, siyaset araştırmacılarına yazılı bir belge, bir tutanak bırakmaktır. Bu açıdan, hatıraların yazılmasını ve yayınlanmasını oldukça önemsiyorum.

Söz uçar, yazı kalır hükmünce, meraklısı için, ömrüm boyunca, yaşadıklarımdan hatırladıklarımı yazarak ortaya koyabildimse, kendimi mutlu sayacağım.

Mehmet Atilla Maraş
21 Ağustos, 2021, Ankara

*Merhaba Ey Ömrüm adlı kitapta 'Takdim' kısmından alıntılanmıştır.

bottom of page